Otoda 2023 üretim hedefi 4 milyon, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, hük…
Otoda 2023 üretim hedefi 4 milyon

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, hükümet olarak amaçlarının Türkiye'yi otomobil konusunda bir üretim merkezi haline getirmek olduğunu belirterek, 2023 hedeflerini açıkladı.

Ergün, Best FM’de katıldığı radyo programında, Türkiye’nin otomotivde 50 yıllık tecrübesi olduÄŸunu, Türkiye’nin iyi bir otomotiv üreticisi konumunda bulunduÄŸunu ancak hala Türkiye’ye ait bir modeli oluÅŸturup bunu iç pazarda ve dünya pazarlarında satma noktasına gelinemediÄŸini kaydetti.

Türk otomotiv sektörünün daha kolay olan montaja ve hazırını alıp satmak iÅŸine odaklandığını dile getiren Ergün, iÅŸin tasarımına, dizaynına, markalaÅŸmasına ve kendi marka ve modelini üretmeye odaklanılmadığını belirtti.

Ergün, ”En önemli iÅŸlerimizden bir tanesi Türkiye’de yerli marka tasarım ve modeller ortaya koymak, iç pazarda ve dış pazarda satmak. Öyle bir gücümüz olduÄŸunu herkes kabul ediyor. Hatta bugün bir gazetede okudum, DoÄŸuÅŸ Grubunda hem Volkswagen’in üretim yapması konusunda hem de yerli otomobil üretimi konusunda artık mümkün, gerekli olduÄŸunu, iÅŸbirliÄŸi yapılabileceÄŸini, yapmak gerektiÄŸini Sayın Åžahenk de ifade etmiÅŸler. Birçok kiÅŸi de var böyle. Åžimdi otomobilde 2006′dan sonra mutlak ihracatçı konuma yükseldik. 2006′da yaklaşık 1,5 milyar dolar fazla verdi otomobil ihracat-ithalatında… Sonra bunu 3,5 milyar dolara çıkardık. 2008 yılında 5,5 milyar dolara çıkardık. 2009 yılında tekrar 3,5 milyar dolara indi ekonomik krizin de etkileri, yurt dışı pazarlar daraldı. 2010 yılında ise bu 373 milyon dolara düÅŸtü, fazla verdi. Ama bu trend bizi 2011 yılında ithalatçı konuma düÅŸürecek. Yani, dış pazarlarda…” diye konuÅŸtu.

Türkiye’nin dış pazarlarda otomobil satışlarının da yükseldiÄŸini ancak iç pazarın daha çok büyüdüÄŸünü ifade eden Ergün, Türkiye otomobil pazarınında 2010 yılında 510 bin otomobilin satıldığını, bunun üçte birini Türkiye’de üretilen otomobillerin, üçte ikisini de ithal otomobillerin oluÅŸturduÄŸunu anlattı.

-VOLKSWAGEN, FORD-

Bakan Ergün, bu durumun da ciddi bir problem olduÄŸuna iÅŸaret ederek, ÅŸunları söyledi:

”Demek ki içeride üretilen otomobillerin marka ve modeller, tasarımlar bizim tüketicimizi, otomobil sahibi olmak isteyen vatandaÅŸlarımızı tatmin etmiyor, dışarıya yönlendiriyor yeni markalar, modeller. Yapacağımız ÅŸey ÅŸu: Bu markaları, bu modelleri Türkiye’de üretim yapmaya davet ediyoruz. Yani iÅŸte Volkswagen, Ford, iÅŸte en çok Ford satılıyor içeride ithal otomobil olarak ama Türkiye’de otomobil üretmiyor, hafif ticari araç üretiyor, kamyon üretiyor. Åžimdi 1 milyar dolarlık yatırım kararları aldılar, muhtemelen bunun içerisinde otomobil modelinin üretilmesinin de olmasını istiyoruz. DiÄŸer markalar, ÅŸimdi Nissan buraya gelmek istiyor falan. Bir taraftan içeride üretilen diÄŸer markaların da olmasını istiyoruz, onun için uÄŸraşıyoruz. Bir taraftan kendi modelimizi oluÅŸturmaya çalışıyoruz. Tabii içeride otomobil tüketimi artacak, yani önümüzdeki birkaç yıl içinde, beÅŸ yıl en geç içinde sadece otomobil iç pazarda 1 milyon rakamını geçer yıllık. Yıllık 1 milyondan fazla otomobil iç pazarda satılıyor. Bu büyük bir pazar.

Bu pazarın böyle 3′de 1′i sadece Türkiye’de üretilen araçlardan oluÅŸursa ithalat daha da fazla artacak demektir. Bunu önlemenin tek yolu tabii vergileri artırmak deÄŸil. Mesele sadece vergi geliri artması deÄŸil. Bizim amacımız, Türkiye’yi otomobil konusunda bir üretim merkezi konumuna getirmek. 2023 vizyonumuz var otomobilde, 4 milyon otomobil üretmek istiyoruz. Ve 2 milyon otomobil ihracatı yapmak istiyoruz.”

Türkiye’nin otobüs ihracatı yaptığını anımsatan Ergün, ”Fransa’nın Nice ÅŸehrinde, baÅŸka ÅŸehirlerinde bütün turizm firmaları Türkiye’de üretilen otobüsleri kullanıyorlar. İngiltere’ye otobüs ihracatı yapıyoruz, Avrupa ülkelerine otobüs ihracatı yapıyoruz. Otobüsün üretildiÄŸi yerdeki büyükÅŸehir belediyesi o fabrikadan bir tane otobüs almamış. Olur mu yani böyle bir ÅŸey? Burada en çok onların hassasiyet göstermesi lazım. Neden? Bizim Hükümet olarak politikamız Türkiye’nin teknolojik altyapısını, sanayi altyapısını güçlendirmek, kamunun satın alma gücünü de bu sanayi altyapısını güçlendirmek için önemli bir fırsat olarak görüp satın alma gücünü oraya yönlendirmek” diye konuÅŸtu.

Türkiye’de teknoloji kullanımına son derece yatkın bir nesil olduÄŸunu dile getiren Ergün, Türk insanının bu teknoloji kullanımına yatkınlığını iyi deÄŸerlendirip, bu durumu teknoloji üretimine yatkınlığa dönüÅŸtürmeleri gerektiÄŸini anlattı.

Ergün, Türkiye’de gerçekten büyük bir cep telefonu ithalatının söz konusu olduÄŸuna iÅŸaret ederek, ”Fakat bunu teknolojik bir ürün olarak Türkiye’de üretme yolundaki geliÅŸmeler için de bir potansiyel olarak görmemiz lazım. Hem de içeride teknoloji geliÅŸimi için önemli bir fırsata dönüÅŸtürmek imkanımız var. Åžimdi bunlara doÄŸru yöneldik” diye konuÅŸtu.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Dilovası’nda geçmiÅŸten gelen birtakım sorunlar olduÄŸunu, bugün bunların minimum seviyeye indiÄŸini ve çok sıkı takip altında bulunduÄŸunu belirterek, ”Åžimdi birtakım ham çalışmalar henüz bir bilimsel veriye dönüÅŸmeden ve rapora baÄŸlanmadan, kamuoyuyla paylaşılıp bazı sivil toplum örgütleriyle eyleme dönüÅŸtürülüyorsa, hele hele seçim öncesinde bunlar yapılıyorsa, iyi niyetten uzak bir tutum sergileniyor” dedi.

Ergün, Best FM’de katıldığı radyo programında, Dilovası’nın, çevre sorunlarını yoÄŸun olarak yaÅŸadıkları bir yer olduÄŸunu, ancak son yıllarda çevre sorunları konusunda önemli adımlar attıklarını belirtti.

Çarpık kentleÅŸmeyle ilgili önemli çalışmalar yaptıklarını, oradaki bütün dağınık sanayi kuruluÅŸlarını Organize Sanayi Bölgesi çatısı altında topladıklarını, Çevre Bakanlığı’nın bütün sanayi kuruluÅŸlarında çok ciddi bir denetim gerçekleÅŸtirdiÄŸini anlatan Ergün, o denetimlerde çevreyi kirleten sistemlerin minimum seviyeye indirilmesiyle ilgili önemli çalışmalar yapıldığını, mesafelerin alındığını kaydetti.

Ergün, İzmit Körfezinde ÅŸu anda arıtma oranının yüzde 98′e ulaÅŸtığını ifade ederek, yüzde 2 oranında ufak tefek kaçakların olduÄŸunu, onları da bildiklerini ve üzerine gittiklerini söyledi.

En son 15 gün önce Gebze’de büyük bir arıtma tesisi devreye aldıklarını ve 70 milyonluk bir tesis yatırımı yaptıklarını dile getiren Ergün, ondan bir yıl önce de Dilovası’nda büyük bir arıtma tesisini devreye aldıklarını belirtti.

Ergün, önceden bu atıkların İzmit Körfezine deÅŸarj edildiÄŸini, ÅŸimdi bunların tamamının ortadan kalktığını vurgulayarak, sözlerini ÅŸöyle sürdürdü:

”Fabrikalarla ilgili de ciddi yaptırımlar yapıyoruz. Bu nedenle Dilovası’nda geçmiÅŸten gelen birtakım sorunlar var, bugün bunlar minimum seviyeye indiler ve çok sıkı takip altındalar. Åžimdi birtakım ham çalışmalar henüz bir bilimsel veriye dönüÅŸmeden ve rapora baÄŸlanmadan, bir bilim heyetinin raporuna baÄŸlanmadan eÄŸer ham çalışmalar kamuoyuyla paylaşılıp bazı sivil toplum örgütleriyle eyleme dönüÅŸtürülüyorsa, hele hele seçim öncesinde bunlar yapılıyorsa, o zaman biraz böyle iyi niyetten uzak bir tutum sergileniyor. KuÅŸkusuz bilim adamları çalışmalar yapacaklar, TÜBİTAK’ta yapabilir, üniversitede yapabilir. Fakat bu ham çalışmaları veriler bilimselleÅŸmeden, bir rapora dönüÅŸmeden kamuoyuyla paylaşılması, ham haliyle paylaşılması, üstelik de spekülasyona konu olacak ÅŸekilde paylaşılması doÄŸru deÄŸil açıkçası, biraz böyle bir tablo var orada. Ham veriler üzerine oluÅŸturulan bir kamuoyu, ham veriler üzerine oluÅŸturulan bir tepki var. Dolayısıyla, kamuoyunda sansasyon meydana getirmeye kimsenin hakkı yok.

Siz programın başında bir açıklama yaptınız, iÅŸte salatalıkla alakalı bir açıklama yaptınız. Ama bunlar ÅŸimdi mesela önce büyük sansasyon meydana getiriyor. Bu salatalık meselesi seçim kampanyasında bizim de karşımıza çıktı, ‘salatalıklar ÅŸöyleymiÅŸ, domatesler böyleymiÅŸ’ falan diye kaç yerde soru soruldu. Niye? Ham bilgilerle hareket ediliyor. Bakın bir bilgiden istifade edebilmek için bilginin çok önemli özellikleri var. Bir kere bilginin doÄŸru olması lazım, bilginin tam olması lazım, eksiksiz olması lazım. Bir de, bilginin temiz olması lazım. Åžimdi içinde bir virüs taşımayacak bilgi yani. EÄŸer bilgi deÄŸilse, yanlış tarafları varsa, bilgi tam deÄŸilse, eksik tarafları varsa ve bilginin içinde virüs varsa, temiz bir bilgi deÄŸilse, bu bilgilerden istifade edemeyiz.”

Bilimsel raporların kendilerine bazı sıkıntıları göstermesi durumunda acil ÅŸekilde bunlara önlem almanın kendilerinin birinci görevi olduÄŸunu vurgulayan Ergün, aslında gerekli tüm önlemleri aldıklarını, hiçbir sanayi kuruluÅŸunun havayı, suyu ve toprağı kirletmesine izin vermediklerini dile getirdi.

Ergün, yarın öbür gün çevreci yöntemlerle imalat yapmayanların ürünlerinin dünyada satın alınmayacağını ifade ederek, ”Herkes bakacak, bu fabrika çevreci yöntemlerle mi üretim yapıyor. Havayı, suyu, toprağı kirleten bir unsur var mı bunda, belgelenmiÅŸ mi, akredite kuruluÅŸlar tarafından çevreci olup olmadığı belgelenmiÅŸ mi? Bu da yetmeyecek bir müddet sonra, bu tesislerin sosyal sorumluluk projelerine katılıp katılmadığına bakacak insanlar. ‘Sen sadece para mı kazanıyorsun, kendini mi düÅŸünüyorsun sadece, yoksa paylaşıyor musun, toplumu da düÅŸünüyor musun?’ Yani, ‘sosyal sorumluluk, eÄŸitime, saÄŸlığa, çevre konularına, özürlüye, yaÅŸlıya, kimsesize, bu tür sosyal projelere, senin kültüre, sanata ne katkın var bakalım’ diye bunlar da sorulacak. Sanayici, ürünleri tüketilirken, ‘ben sosyal sorumluluk projeleri olan bir sanayicinin ürünlerini tüketiyorum’… Bu bilinç seviyesine tüketiciler de ulaÅŸtığı için sanayiciler de bunu görüyorlar, biz de zorluyoruz zaten” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

-”UYUÅžMAZLIKLARIN YÜZDE 90′I TÜKETİCİ LEHİNE SONUÇLANIYOR…”

Tüketici haklarıyla ilgili son yıllarda çok mesafe alındığını dile getiren Ergün, ÅŸimdi bütün ilçelerde tüketici hakem heyetlerinin olduÄŸunu, satıcı ile alıcı arasındaki uyuÅŸmazlıklarda hakem heyetlerinin toplandığını ve yüzde 90′ının da tüketiciyle ilgili sonuçlandığını anlattı. Ergün, hakem heyetlerinin kararlarının yaptırım mecburiyeti olduÄŸuna iÅŸaret ederek, ÅŸöyle devam etti:

”O karar oldu mu satıcı veya üretici o karara göre hareket etmek mecburiyetinde, yoksa cezaları var, ağır cezaları var. Limit biraz daha büyükse rakamlar hakem tüketici mahkemesine doÄŸrudan doÄŸruya tüketici hakem heyetlerinden gidiyor. KiÅŸi kendisi de tüketici mahkemesine gidebiliyor. Bunlar tüketiciyi koruyacak olan mekanizmalar olarak geliÅŸiyor. Ama zaman içerisinde mesela Avrupa’da, Amerika’da birçok maÄŸaza ÅŸunu yapıyor: Sen bir ürün mü aldın, al 15 gün içerisinde ister kullan, ister kullanma, isterse ‘beÄŸenmedim’ de, yani memnun kalma, tipi hoÅŸuna gitmesin, aldın bir makine kullandın, beÄŸenmedin, ‘tamam getir’ diyor, ister parasını al, ister yenisini al. O ÅŸöyle düÅŸünüyor: ‘Yani tüketici çok. Kaç kiÅŸi istismar eder? Yüzde 1 istismar etsin, önemli deÄŸil’ diyor, ‘ben bunu taşırım. Ama güven vermiÅŸ olurum tüketiciye. Ben daha çok insana güven vermiÅŸ olurum ve bu yüzde 1′lik istismarlar benim bu güven ortamında hiçbir manası olmaz’…

Aslında Türkiye’de de zaman içerisinde firmalar buraya gelecekler. Belki bizde bu istismar oranı ilk etapta biraz daha yüksek olabilir ama, bir müddet sonra oturacak. Çünkü sizin firmanız o güvenden dolayı o kadar çok müÅŸteri kazanacak ki onların oranı onun içinde bir hiç mesafesine düÅŸecektir. Yani orada, Avrupa’da, Amerika’da zaman içerisinde firmalar buna yöneldiler ve ÅŸimdi bakıyoruz birçok firma ne alırsan al, 15 güne kadar beÄŸenmedin mi kardeÅŸim, ister paranı al, ister yenisini al, baÅŸka bir ÅŸeyi al, bütün bunlara doÄŸru artık Türkiye geçecek. Ama bugün tüketici hakem heyetleri vasıtasıyla bu tür konularda tüketicilerimiz, zaten yüzde 90 oranında tüketici lehine oradaki kararlar sonuçlanıyor, ÅŸu ana kadarki istatistikler bunu gösteriyor. Demek ki tüketicinin haklarını koruyan, hatta bu sefer satanlar, ‘tüketici hakem heyetleri çok tüketicileri kayırıyorlar’ diye onlar ÅŸikayet ediyorlar.”



Facebook'ta PaylaÅŸ Leave a CommentYorumRSS FeedSubscribe

Yorumlar
Yorum Yazın »
İsminiz
E Posta Adresiniz
Yorumunuz
Uyarı: Konu ile alakasız, küfür ve hakaret içeren yazılarınız onaylanmayacaktır. Hakaretin boyutuna göre, hak sahibi tarafının mahkemeye başvurma hakkı sağladığınızı unutmayın