Radyoterapi, Radyo terapi nedir yan etkileri nelerdir, Rado terapi nedir?, Radyoterapi tedavisi

Radyoterapi, Radyo terapi nedir yan etkileri nelerdir, Rado terapi nedir?, Radyoterapi tedavisi

Netkeyfim.com

Radyoterapi Nedir?

Radyoterapi, kanserli hastaların tedavisinde uygulanan en etkili yöntemlerden. Ancak, pek çok teknik gibi radyoterapi de çeşitli yan yetkilere yol açarak hastanın yaşam kalitesini ve tedavisini olumsuz yönde etkileyebiliyor.

Radyoterapi, radyasyonla tedavi anlamına geliyor. 100 yıl önce radyoaktif ışınların keşfinden bu yana radyasyon, tıpta tanı ve tedavi amacıyla, gün geçtikçe yaygınlaşarak kullanılıyor. Radyoterapi kanserli hastaların tedavisinde uygulanan en etkili yöntemlerden biri. Bu yöntem, kanserli hücrelerin büyümesini, üremesini ve normal dokulara yayılmasını önlüyor. Çoğu durumda, radyasyon tedavisi, tümörü tam olarak yok edebiliyor. Bu tedavi tek başına yapılabileceği gibi, ameliyat öncesi, sonrası ya da kemoterapiyle birlikte de uygulanabiliyor. Radyasyonun tehlikeleri hakkındaki yaygın endişelere karşın günümüzde uygulanan radyoterapiyle kanser vakalarının tedavisinde önemli başarılar elde ediliyor.

Radyoterapi konusunda yaşanan en büyük endişe radyasyonun sağlam dokulara da zarar vermesi yönünde. Oysa yeni teknolojilerle sağlam dokuları korumak mümkün. Hastalığa göre değişmekle birlikte, radyasyon tedavisi genellikle birkaç hafta süresince ve haftada 5 gün veriliyor. Radyoterapinin yan etkileri ise – uygulandığı organ ve dokulara göre değişmekle birlikte – en sık iştahsızlık, kusma ve bulantı. Radyoterapi sırasında görülen yan etkilerin çoğu tedavi bitiminden kısa bir süre sonra tamamen kayboluyor ya da çok azalıyor. Ancak yine de yan etkilerin hafiflemesini sağlamak ve tedavinin başarısını artırmak için radyoterapi sürecinde ve sonrasında sağlığa özel bir önem göstermek gerekiyor. Acıbadem Hastanesi Kozyatağı’ndan Radyasyon Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Işık Aslay ile Radyasyon Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Melahat Garipağaoğlu alınması gereken önlemleri tek tek anlatıyor..

BESLENME
Dengeli beslenme tedaviye bağlı oluşabilecek yan etkileri azaltıyor. Yüksek proteinli besinler, radyoterapi gören hastalar için özellikle gerekli. Gücü tekrar kazanmak, hasar gören hücrelerin yeniden onarılması açısından büyük önem taşıyor. Et, yoğurt, baklagiller, yumurta, süt, balık en değerli proteinli yiyecek kaynağı arasında yer alıyor. Dengeli beslenip kilonun korunması tedaviye bağlı oluşabilecek halsizlik gibi yan etkileri azaltıyor. Prof. Dr. Işık Aslay, baş boyun bölgesi kanserlerinin tedavi sürecinde hastanın mukozaya tahriş etmemeye özen göstermesi gerektiğine dikkat çekerek şunları söylüyor:

“ Çünkü mukozanın tahriş olması ve sinir uçlarının uyarılması nedeniyle şiddetli ağrılar ve yaralar gelişebiliyor. Bu nedenle mukozayı tahriş eden çok soğuk, çok sıcak, acı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durun. Karın bölgesine uygulanan radyoterapide de gaz oluşumunu engellemek için fasulye, nohut ve kimyonlu yiyeceklerden kaçının. Gaz oluşumuna yol açan bu tür besinleri tedavi sonrasında da sınırlı ölçüde tüketin.”

Bunun yanı sıra radyasyona aşırı duyarlı olan bağırsakların iç yüzeyini döşeyen epitalde ışınlara bağlı değişimler yaşanıyor. Radyoterapi epitalin vücuttan hızla atılmasına ve bağırsak hareketlerinin artmasına yol açıyor. Bunun sonucunda bulantı, kusma ve ishal gibi yakınmalar ortaya çıkıyor. Dolayısıyla tedavi sürecinde tıpkı ishal diyeti gibi yağdan ve posa bırakan besinlerden, bir başka deyişle sebzeden kaçınılması gerekiyor. Bu nedenle hastanın yağsız peynir, ekmek, patates, pirinç, yağsız haşlama et gibi ishal diyeti uygulaması büyük önem taşıyor. Mesane ve prostat tedavisinde ise idrar yoluyla ilgili sorunlar da ortaya çıkıyor. Bu yüzden hastanın tedavi dışındaki saatlerde de bol bol su içmesi, mesanede ve idrar yollarında gelişebilecek mikrobik olayları önlüyor.

EGZERSİZ
Bedeni yormayan egzersizler, örneğin yürüyüşler hastanın fizik gücüne katkıda bulunuyor. Dolayısıyla radyoterapi gören hastaların düzenli olarak spor yapmalarında yarar var.

DİNLENME
Radyasyon tedavisi sırasında normal yaşantı mümkün olduğunca devam ettirilmeli. Ancak hastaların dinlenmeye özen göstermesi gerekiyor.

AĞIZ SAĞLIĞI
Prof. Dr. Işık Aslay, tedavi sürecinde ağız sağlığına önem verilmesi gerektiğine dikkat çekerek şunları söylüyor:
“Radyoterapi başladıktan sonra, ağız içinde, epitalde meydana gelen değişimler yutma ve kalp fonksiyonunu olumsuz yönde etkiliyor. Ayrıca tükürüğün kıvamı arttığı için de hastanın lokmaları ağızda çevirmesi zorlaşıyor ve diş çürükleri oluşmaya başlıyor. Dolayısıyla radyoterapi sürecinde ağız temizliğine özellikle dikkat edilmesi gerekiyor.”

CİLT BAKIMI
Doç. Dr. Melahat Garipağaoğlu, ciltte oluşabilecek yan etkilerden korunmak için şu önerilerde bulunuyor:
“Tedaviye gelmeden 2-4 saat önce cildinize krem sürmeyin. Doktor önermediği sürece tedavi alanına krem, losyon, merhem, pudra, deodorant, parfüm veya kolonya uygulamayın. Tedavi başladığında doktorunuzun önereceği nemlendirici kremi yine önerilen tarife göre uygulayın. Nemlendirici krem cildin kurumasını ve pullanmasını engeller. Tıraş bıçağı, jilet yerine elektrikli tıraş makinesi tercih edin. Tedavi alanına buz kalıbı, sıcak ütü koymayın, masaj yaptırmayın. Aşırı sıcak ve soğuktan korunun. Yine tedavi alanının üzerini örtmeyin ve hava almasını sağlayın. Ciltte; ateş, ağrı, kızarıklık, kabarcık, ıslaklık, akıntı ya da farklı bir sorun halinde mutlaka doktora haber verin.

GÜNEŞ VE DENİZ
Doç. Dr. Melahat Garipağaoğlu, cildin tedavi süresinde ve sonrasında direkt güneş etkisine maruz bırakılmaması gerektiğine dikkat çekerek şunları söylüyor: “Tedavi tamamlandıktan sonrada en az 15 koruma faktörlü kremler kullanarak güneşe çıkın. Tedavi süresince denize ya da havuza girilmeden önce mutlaka doktorunuza danışın. Çünkü tuzlu su ve klor cildinizi tahriş edebilir.”

KIYAFET
Cildinizi sıkan, tahriş eden giysiler (sutyen, dar külotlar, taytlar vb.) yerine pamuklu, cildinize nefes aldıran, hafif kıyafetler tercih edin.

BANYO
Günlük, ılık suyla duş ya da banyo yapabilirsiniz. Ilık suyla duş aldıktan sonra tedavi alanını hafifçe kurulayın. Prof. Dr. Işık Aslay, yıkanırken mutlaka yumuşak sabun ya da bebek şampuanı kullanılması gerektiği uyarısında bulunarak, “aksi takdirde ciltte kapanmayan yaralar oluşabilir. Ayrıca banyo sırasında, ciltte tedavide planlama sırasında çizilen işaretler çıkarılmamalı” diyor.
Tedavi alanının sınırlarını görebilmek için ek belirteçlere ihtiyaç duyulabilir. Bu çizgiler tedavinizin sürmesi için gerekli. Çizgiler sizi tedaviye alan görevli tekniker tarafından her gün kontrol edilecek. İzlerin silinmesi halinde doktorunuza ya da görevli teknikere danışın. Bu çizgiler giysinize bulaşabilir ve leke bırakabilir. Ancak tedaviniz sona erdikten sonra zamanla kaybolur.

HANGİ YAN ETKİLERE YOL AÇIYOR?
Doç. Dr. Melahat Garipağaoğlu, radyoterapide en sık bulantı, kusma ve ishalin geliştiğini belirterek sözlerini şöyle noktalıyor:
“Ciltte tahriş, güneş yanığı benzeri kızarıklık, kararma, kuruma, pullanma, sulu cilt reaksiyonu gibi yan etkilere neden olabiliyor. Bunun yanı sıra tedavi alanında geçici ya da kalıcı saç dökülmesi gibi yan etkiler görülebiliyor. Bu değişiklikler tedavi başladıktan 2 ya da 3 hafta sonra başlayabiliyor. Tedavi tamamlandıktan sonrada devam edebiliyor. Ancak zamanla kayboluyor.” Hekim bu yan etkileri en aza indirebilecek önlemleri alıyor. Hastanın da cildinde gelişebilecek yan etkileri en aza indirebilmek için aşağıdaki tavsiyelere uyması gerekiyor.

– Radyoterapi tedavisi birçok hastanın kafasında soru işaretleri yaratabiliyor. Ancak sanılanın aksine radyoterapinin yan etkileri az, sağladığı yararlar ise çok fazla. Hastaların bazı küçük noktalara dikkat etmesiyle radyoterapi tedavisinin başarı oranı da artıyor.

Radyoterapi, radyasyonla tedavi anlamına geliyor. 100 yıl önce radyoaktif ışınların keşfinden bu yana radyasyon, tıpta tanı ve tedavi amacıyla, giderek yaygınlaşarak kullanılıyor. Radyoterapi kanserli hastaların tedavisinde en etkili yöntemlerden biri. Bu tedavi tek başına yapılabileceği gibi, ameliyat öncesi, sonrası ya da kemoterapi ile birlikte de uygulanabiliyor. Radyasyonun tehlikeleri hakkındaki yaygın endişelere karşın günümüzde radyoterapi ile kanser vakalarının tedavisinde önemli başarılar elde ediliyor. Radyoterapi konusunda yaşanan en büyük endişe radyasyonun sağlam dokulara da zarar vermesi yönünde. Oysa yeni teknolojilerle sağlam dokuları korumak mümkün.
Acıbadem Hastanesi Kozyatağı Radyasyon Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Melahat Garipağaoğlu radyoterapiyle ilgili şunları söylüyor: “Radyoterapide tümörlere tedavi amacıyla yüksek enerjili ışın uygulanıyor. Radyoterapi, kanserli hücrelerin büyümesini, üremesini engelleniyor ve normal dokulara yayılmasını önlüyor. Çoğu durumda, radyasyon tedavisi tümörü tam olarak yok edebiliyor”
Acıbadem Hastanesi “Radyoterapi Merkezi” uzmanları pek çok kanser hastasının kafasına takılan sorulara yanıt veriyor.

Radyoterapi nedir ve nasıl uygulanır?
Tümörlere tedavi amacıyla yüksek enerjili ışın uygulanması olan radyoterapi kanser tedavisinde kullanılan en etkin tedavilerden biri olarak kabul ediliyor. Yalnızca kanserli tümörlere değil bazen kanser olmayan iyi huylu tümörlere de uygulanabiliyor. Kanserli hücrelerin büyümesini, üremesini engelleyerek ve normal dokulara yayılmasını önlüyor. Radyoterapi bazen kemoterapi ile birlikte, bazı hastalarda cerrahi müdahale öncesi tümörü küçültmek amacıyla, bazı hastalarda ise cerrahiden sonra kalan kanser hücrelerini yok etmek için kullanılıyor.

Radyoterapi alacak hastalar için “Üç boyutlu radyoterapi” ve “klasik radyoterapinin” farkı nedir?
Radyoterapide temel amaç, sağlıklı dokuları olabildiğince koruyarak, tümör ve hedef dokularda radyasyon dozunun artırılmasını sağlamak. Son 10 yılda gelişen radyoterapi teknikleriyle tümör ve hedef dokularda radyasyon dozunun arttırılmasıyla tedavide de başarı oranının arttığı gözleniyor. Üç boyutlu radyoterapi tekniğiyle tümör ve hedef dokulara seçici olarak yüksek doz ışın vererek hastalık tedavi edilirken normal sağlıklı dokuların maruz kaldığı radyasyon dozunun hasar görülmeyecek düzeye azaltılması sağlanıyor. Klasik radyoterapiye oranla baş- boyun kanserleri, beyin tümörleri, meme kanserleri, prostat kanserleri, pankreas kanserleri gibi bir çok kanser tipinde tedavi başarısını arttırıyor ve yan etkilerini azaltıyor.

Tedavi planlanması nasıl yapılır?
Planlamanın önemli bir kısmı simülatör olarak adlandırılan bir cihaz yardımıyla yapılıyor. Bu cihazda tedavi edilecek alanlar belirleniyor. Hastalığın özelliğine göre uygulanacak bazı işlemler farklılık gösteriyor. Tedavi sırasında, hastalık bulunmayan normal dokuları ve organları korumak amacıyla özel bloklar kullanılıyor. Tedavi cihazları güvenli olup sadece çizimle belirlenen alana planlanan radyasyon uygulanıyor.

Tedavi süreci ne kadar sürer?
Hastalığa göre değişmekle birlikte, radyasyon tedavisi genellikle birkaç hafta süresince ve haftada 5 gün veriliyor.

Radyoterapi gören hastalar için önerileriniz nelerdir?
Tedavi süresince sağlığa özel bir önem göstermek gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken üç önemli nokta var:
* Beslenme:
Dengeli beslenme tedaviye bağlı oluşabilecek halsizlik gibi yan etkileri azaltıyor. Yüksek proteinli besinlerin tercih edilmesinde yara var. Et, yoğurt, baklagiller, yumurta, süt, balık en değerli proteinli yiyecek kaynağı arasında yer alıyor.
* Dinlenme:
Radyasyon tedavisi sırasında normal yaşantıyı mümkün olduğunca devam ettirilmeli. Ancak hastaların dinlenmeye özen göstermesi gerekiyor.
* İlaçlar:
Hastaların sürekli olarak kullandığı ilaçlar varsa doktor bu konuda bilgilendirilmeli.

Radyoterapinin en sık görülen yan etkileri nelerdir?
Radyoterapinin yan etkileri uygulandığı organ ve dokulara göre değişiyor. Bununla birlikte en sık iştahsızlık, bulantı yan etkileri görülüyor. Radyoterapi sırasında görülen yan etkilerin çoğu tedavi bitiminden kısa bir süre sonra tamamen kayboluyor ya da çok azalıyor. Sanılanın aksine radyoterapi ağrı vermeyen bir işlem. Çevredeki insanlara ışın yaymak gibi bir durum söz konusu değil. Başa ya da omuz bölgesine radyasyon uygulanmadıkça saç kaybı görülmüyor.Tedavi süresince normal hayatın sürdürülmesinde bir sakınca yok.

Radyoterapi tedavisi her hastaya uygulanabilir mi?
Radyoterapi tedavisinde en çok rastlanan sorunlardan biri fazla kilolu hastaların radyoterapi tedavisi uygulanması. Zayıf hastalar gibi kilolu hastalar da tedaviye alınabiliyor. Kilolu hastalarda sorun olan rahim, prostat, akciğer kanseri gibi türlerde de normal dokular korunarak tedavi uygulanabiliyor.

Radyoterapi nasıl etkide bulunur ?

Radyoterapi için sıradan bir röntgen filminde kullanılandan daha yüksek enerjili ve daha güçlü X ışınları kullanılır. Ayrıca tanı amaçlı röntgen filmlerinde hasta bir saniyeden daha kısa bir süre boyunca radyasyona maruz kalırken, radyoterapi seans­ları bir dakika civarındadır. Bu ışınlar enerjilerini geçtikleri dokuların hücrelerine akıtır. Tedavi sırasında tek yapmanız gereken hareketsiz yatmaktır; hiçbir şey hissedilmez ve sizin açınızdan tek fark işlemin sıradan röntgen filmine göre daha uzun sürmesidir. Radyoterapi radyasyon yaymanıza yol açmaz.

Hedef
Radyoterapi hücre çekirdeğindeki DNA’yi hedefler. Çekirdekteki DNA yeterince zarar gördüğünde, hücreler çoğalma yeteneklerini yitirir. Kanserli bir dokuda doğal olarak ölen hücrelerin yerine yenileri konmazsa, kanserin büyümesi durur ve kitle küçülüp sonuçta tamamen yok olabilir.

Normal hücreler de radyoterapiden belli ölçüde etkilenir. Neyse ki, genellikle normal hücrelerin radyasyon hasarını tamir edebilme becerileri kanserli hücrelere göre daha yüksektir. Tedavi kanser hücrelerine en yüksek radyasyon dozunu verecek ve yakındaki normal hücreleri olabildiğince koruyacak şekilde uygulanır. Bunun için tümör üzerinde odaklanan çapraz ışınlar kullanılabilir ya da normal dokunun bir kısmı kalkanla koruma altına alınabilir (bk. aşağıdaki bölüm).

Kanserler tedaviye nasıl yanıt verir ?
Kanserlerin radyoterapiye duyarlılıkları büyük değişkenlik gösterir; bazılarının radyoterapiyle tamamen yok edilme olasılığı diğerlerinden daha yüksektir. Tedaviye yanıt verme hızları da çok değişkendir. Bazı kanserler yavaş yavaş küçülür ve sonunda radyoterapi kürlerinin tamamlanmasından çok sonra (belki de haftalar sonra) kaybolur. Bazı kanserler, özellikle de tedavi öncesinde hücrelerin hızla bölündüğü kanserler, çok daha çabuk yanıt verir.

Genel olarak küçük kanserlerin radyoterapi ile tamamen yok edilme olasılıkları, büyük kanserlere göre daha yüksektir. Bunun nedeni kısmen kanserden etkilenen dokunun net hacmi, kısmen de büyük tümörleri besleyen damarların yetersiz kalarak orta bölümlerine ulaşan kan ve dolayısıyla da oksijen miktarında azalma olmasıdır. Radyasyo­nun yol açtığı DNA hasarı sürecinde oksijen büyük önem taşır. Oksijen dokulara alyuvarlar tarafından taşınır. Bu nedenle tümöre yeterince kan gitmezse ya da kandaki alyuvar konsantrasyonu düşükse (anemi) radyoterapinin etkisi azalabilir. Dolayısıyla, kan nakli (transfüzyonu) yaparak anemiden kaçınılması ya da kemik iliğini uyaran epoetin adındaki ilacın verilmesi, belli koşullarda radyoterapiden daha başarılı sonuç alınmasını sağlar.
Radyoterapinin tümörde tam yıkıma yol açamamasının bir nedeni de, günlük tedaviler arasında tümör hücrelerinin hızlı biçimde çoğalmayı sürdürmesidir. Belli durumlarda bu sorunu gidermek için bazen kullanılan bir yöntem, çok kısa ve yoğun bir tedavi küründe, günde iki veya üç kez radyoterapi uygulamaktır. Buna “hiperfraksiyone” ve “hızlandırılmış” tedavi adı verilmektedir.

Radyoterapinin kanseri yok etmesinin tek yolu, ışınların tümörün tamamını kapsayacak şekilde uygulanmasıdır. Radyoterapi, sıklıkla ameliyatla başa çıkılabilecek oldukça büyük doku parçalarının tedavisinde kullanılabilse de, görece belirli bir bölgeye yönelik tedavi biçimidir. Bir diğer önemli etmen de “gray” denilen birimlerle ölçülen radyoterapi “dozu”dur. Bazı kanserler görece düşük dozlara iyi yanıt verirken, kimilerinin yok edilebilmesi çok yüksek dozlar gerektirir.

Kanseri tamamen yok etmek amacıyla tek başına radyoterapi verildiğinde (radikal radyoterapi) genellikle yüksek dozlar kullanılır.
Radyoterapi, ameliyattan sonra tümörün yinelemesini önlemek amacıyla yardımcı (adjuvan) tedavi olarak uygulandığında ise, biraz daha düşük dozlara başvurulur. Palya-tif tedavilerde ise dozlar genellikle çok düşüktür. Bu durumda amaç kanseri tamamen ortadan kaldırmak değil, tümörde belirtileri iyileştirmeye yetecek kadar küçülme sağla­maktır



Etiketler: , , , , , ,

Facebook'ta Paylaş Leave a CommentYorumRSS FeedSubscribe

Yorumlar
Yorum Yazın »
İsminiz
E Posta Adresiniz
Yorumunuz
Uyarı: Konu ile alakasız, küfür ve hakaret içeren yazılarınız onaylanmayacaktır. Hakaretin boyutuna göre, hak sahibi tarafının mahkemeye başvurma hakkı sağladığınızı unutmayın