Her istediÄŸine ‘evet’ denilen çocuklar, Onların her istediÄŸini yapan, kurall…
Her istediğine 'evet' denilen çocuklar

Onların her istediğini yapan, kuralları daha çok evin küçüklerinin belirlediği aşırı hoşgörülü ailelerde yetişen çocuklar daha bencil, doyumsuz ve mutsuz oluyor.

Psikolog Fazilet SeyidoÄŸlu’nun tespitleri

Evde sanki dünya kendi etrafında döndüÄŸünü zanneden çocuk, büyüdüÄŸünde de bu sürecin devam etmesini istiyor. Sadece kendini düÅŸünen, kendini seven nesiller mi yetiÅŸtiriyoruz? Minik narsistler mi büyüyor? Anneler genellikle “O mutlu olsun diye her istediÄŸini yaptık ve yapıyoruz.” diyorlar. “Her istediÄŸi olunca çocuk çok mutlu olacak!” düÅŸüncesi sizi yanılgıya düÅŸürmesin. AraÅŸtırmalar aşırı hoÅŸgörülü, kural koymayan, her istediÄŸi yapılan aile çocuklarının yetiÅŸkinlikte narsistik kiÅŸilik geliÅŸtirdiÄŸini, mutsuz ve doyumsuz olduklarını gösteriyor. Tüm deliller narsisizmin yeni nesillerde çok daha yaygın olduÄŸunu ortaya koyuyor ve Amerika’da ruhsal bozukluk olarak tanımlandırılmaktan neredeyse çıkarılma aÅŸamasında… Çünkü her 5 kiÅŸiden biri narsist tanısı alıyor.

Aşırı hoÅŸgörülü aile; çocuklarının bakımlarıyla, ihtiyaçlarıyla yüksek düzeyde ilgilenir, sıcak davranır, kural ve sınır koymaz, çocuklarının her istediÄŸini yapma eÄŸilimindedir. Bu aileler onları sevgi ve ÅŸefkate boÄŸar, aşırı şımartır. “Sen bir tanesin, istersen her ÅŸeyi yapabilirsin!” diyerek çocuÄŸun benliÄŸini keÅŸfetme yolculuÄŸunda yanlış bir benlik algısına ve ego kabarmasına sebep olur. Dünya, anne babası tarafından çocuÄŸun etrafında döndürülür. Çocuk o evin prensi veya prensesi olmuÅŸtur. Sürekli aldığı için veremez. Bencilce tavırlar sergiler. Sorumluluk almak çok zor gelir. Çünkü her ÅŸey ona hazır gelmiÅŸtir. ArkadaÅŸ edinmekte zorlanır. Çünkü paylaÅŸmayı bilmez. Gerçek hayatla karşılaÅŸtığında da bu yanılsamalı dünya ve benlik algısını korumaya çalışır. Gerçek dünya ve üzerindekilerin de kendi etrafında dönmesini bekler; böyle olamadığı için de o kendi eriÅŸilmez dünyasında, fanusunda, tek başına yaÅŸamaya baÅŸlar. Kendinden baÅŸkasını düÅŸünemez ve sevemez olur. Hayallerinde o hâlâ bir prens veya prensestir. DiÄŸerlerinden özel, üstün, baÅŸarılı ve deÄŸerli. Ailesinin ona küçükken sunduÄŸu gibi…

Tedavi için gelen 11 yaşındaki kızımız da böyle büyümüÅŸtü. Ondan resim çizmesini istediÄŸimde bana çok güzel bir genç kız resmi çizdi. Resimdeki kız pop starmış. ‘Hayatta en çok istediÄŸin ÅŸey nedir?’ diye sorduÄŸumda da ‘Ünlü olmak!’ dedi. ‘Ayakkabılarım olacak. Rengarenk. Kocaman da bir villam. Sonra kocaman da bir elbise dolabım. Ve kıyafetlerim…’ diye de ekledi…

Anne ve babası onun her istediÄŸini çaresizce yapıyorlardı. İlk çocuklukta baÅŸlamıştı onun istekleri yapılmaya. Åžu an 11 yaşındaydı ve istediÄŸi olmayınca avazı çıktığı kadar bağırıp anne babasına hakaret edebiliyordu. Babasının ona aldığı doÄŸum günü hediyesini de beÄŸenmemiÅŸti. ‘Bana bu iÄŸrenç ÅŸeyi nasıl alırsınız! Ben bunu giymem!’ demiÅŸ ve öfke nöbeti geçirmiÅŸti. Hiçbir ÅŸeyi beÄŸenmiyordu. Anne ve babası iyi niyetle belki aşırı merhametten çocuklarının her istediÄŸine ‘evet’ demiÅŸlerdi ama çocuklarının ruh saÄŸlığı bozulmuÅŸtu…

Çocukların, ruh saÄŸlıkları için kurallara ihtiyaçları var

Çocuklar benmerkezcidirler. Anlık düÅŸünür ve anlık davranırlar. Onlara iyiyi, kötüyü; doÄŸruyu ve yanlışı öÄŸretmek anne babanın görevidir. Bu da ancak saÄŸlıklı disiplin yöntemleriyle olabilir. Anne baba net, çocuÄŸun yaşına uygun kurallar koymalı ve bu kurallara uymasını çocuktan beklemelidir. Çocuk ancak anne ve babasının terbiyesiyle moral ahlaki deÄŸerleri öÄŸrenebilir. BaÅŸkalarının duygularını önemser ve toplum içinde gerekli yaÅŸam becerilerini geliÅŸtirir. Yalnız aile bu kuralları koyarken sıcak ve duygusal bir iliÅŸki geliÅŸtirmelidir de. Yani çocuÄŸunuzu narsisizmden korumak istiyorsanız ebeveynlik tarzınız kuralları öÄŸreten, açıklayıcı, sevecen tutum olmalıdır…

ÇocuÄŸunuzun narsist olmasını istiyorsanız bunları uygulayın

BenliÄŸini ve bireyselliÄŸini çok erken dönemden itibaren ortaya çıkartın ve ona sınırsız seçenekler sunun ve isteklerini abartın. 1-2 yaşından itibaren ‘Hangisini giymek istersin?’ veya ‘Hangisini yemek istersin veya hangisini alalım?’ gibi…

Kendisi için neyin doÄŸru neyin yanlış olduÄŸunu bilme yetisinden yoksun zamanlarda kararı ona bırakın. GideceÄŸi anaokulunu kendisi seçsin veya bezini istediÄŸi zaman çıkarsın veya o isterse kardeÅŸi olsun. Muhtemelen bezini 5 yaşından önce bırakamaz, kardeÅŸ de istemeyecektir…

Aşırı merhametten veya sabırsızlıktan tüm iÅŸlerini onun yerine siz yapın. Ona hiç iÅŸ bırakmayın. O sadece yeter ki ders çalışsın. Sorumluluk almayan çocuk, ders çalışmakta da zorlanacaktır…

Sürekli onun haklı olduÄŸunu savunun. Özgüveni zedelenmesin diye sınavdan kötü not aldığında suçu öÄŸretmene ya da sorulara baÄŸlayarak hayatta hep baÅŸkalarını suçlamasını öÄŸretin ona. Hatta öÄŸretmeniyle kavga edin ‘ÇocuÄŸum bu notu hak etmiyor!’ diye…

‘BaÅŸkalarının düÅŸünceleri, duyguları önemli deÄŸil; sen kendini nasıl iyi hissediyorsan öyle davran!’ diyerek sınırsız davranmasına izin verin. Sadece kendini düÅŸündüÄŸü için yetiÅŸkinlikte toplum kurallarına uymakta zorluk çekecek ve hatta antisosyal ve saldırgan davranışlar bile geliÅŸtirebilecektir.

ZAMAN



Facebook'ta PaylaÅŸ Leave a CommentYorumRSS FeedSubscribe

Yorumlar
Yorum Yazın »
İsminiz
E Posta Adresiniz
Yorumunuz
Uyarı: Konu ile alakasız, küfür ve hakaret içeren yazılarınız onaylanmayacaktır. Hakaretin boyutuna göre, hak sahibi tarafının mahkemeye başvurma hakkı sağladığınızı unutmayın