119 / 30 Ocak 2009,Cuma / Yorum : 5

Temizlik, İslamda Temizlik, Allah temizlenenleri sever

İman edenler, Yüce Rabbimiz’in Kuran-ı Kerim’deki emir ve tavsiyelerine uyma konusunda son derece kararlı ve titizdirler. Yüce Allah’ın beğendiği davranışları sergilemeye, övdüğü özelliklere sahip olmaya ve sakındırdığı her durumdan uzak olmaya çalışırlar. Allah’ın kullarına emirlerinden biri olan “pislikten kaçınmak ve temiz olmak” (Müddessir Suresi, 5) da diğer tüm konular gibi müminlerin özen ve hassasiyet gösterdikleri konulardandır.

Kuran’da bildirilen anlamda maddi ve manevi temizlik, yeryüzünde yalnızca samimi olarak iman edenlerde tecelli eder. Kuran ahlakından uzak yaşayan cahiliye toplumlarında ise genellikle ince düşünceden yoksun, üstün körü bir temizlik anlayışı hakimdir. Bu kimseler çoğu zaman temizlik konusunda oldukça yetersiz bir bilgiye sahiptirler. Temizliği kendilerince bir yük olarak görürler. Temiz olmaya yönelik istekleri az, bu yöndeki çabaları da son derece zayıftır. İşte bu kimselerin sahip oldukları yanlış temizlik anlayışında sağlık ve hijyene ilişkin pek çok detayın nasıl göz ardı edildiği, yazı boyunca değineceğimiz konulardan biri olacaktır.

Ayrıca bu yazımızda Kuran ahlakının kazandırdığı akıl ve şuur sayesinde müminlerin nasıl üstün ve benzersiz bir temizlik anlayışı kazandıklarını, bu anlayışlarını çevrelerindeki her detaya nasıl yansıttıklarını inceleyeceğiz. Bu konuyu ele alırken, Müslümanların her konuda kendilerine rehber edindikleri Kuran ayetleri ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in hadisleri şüphesiz ki en önemli yol göstericilerimiz olacaktır. Başlangıç olarak ise, Kuran ahlakında temizliğe neden önem verildiğinin çok iyi anlaşılması gerekmektedir.

KURAN AHLAKINDA TEMİZLİğİN öNEMİ

1. Temizlik, Allah’ın bir emri olduğu için önemlidir: Temizlik, “şüphesiz Allah, tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever.” (Bakara Suresi, 222) ayetinde de bildirildiği gibi Yüce Rabbimiz’in beğendiği ve müminlerin yaratılışlarına en uygun olan tutumdur. Allah’ın üstün gördüğü bir davranış olan temizlik, müminlere bir yandan da çok büyük bir zevk ve rahatlık verir. Yaşamlarının her anında Allah’ın emirlerini uygulama konusundaki kararlılık ve gayretleri hissedilen samimi iman sahipleri, temizlik konusunda da aynı hassasiyeti gösterirler.

2. Temizlik, cennete duyulan bir özlem olması bakımından önemlidir: İnanan bir insanın dünyada oluşturmak istediği ortam cennet ortamının benzeridir. Mümin cennete layık görülen bir insandır ve dünyada da cennetteki temizliği, güzelliği gerek kendi üzerinde gerekse çevresinde oluşturmaya çalışır. Kuran’da cennet hayatına ilişkin olarak yapılan tasvirler, müminler için bu konuda bir yol göstericidir. Cennet ortamı, dünyada karşılaşılan her türlü kirden arındırılmış, her detayın kusursuz bir düzen ve uyum içerisinde bulunduğu, güzelliklerle dolu, tertemiz bir mekandır. Bu nedenle müminler dünyada da insanların, yiyeceklerin, kıyafetlerin en temiz olanlarını; evlerin, arabaların, eşyaların en estetik olanlarını Allah rızası için sever ve isterler. Tüm bunlar sonsuz cennet ortamını ve nimetlerini insanlara hatırlatan güzelliklerdendir.

Temizlik ve hijyenin insan sağlığını birebir etkilediği unutulmamalıdır. Her insan, Allah’ın kendisine bahşetmiş olduğu en büyük nimetlerden biri olan bedenini bir emanet gibi korumak ve gerekli özeni göstermekle sorumludur.

TEMİZLİK ANLAYIşINDAKİ YANLIş MANTIKLAR

Din ahlakından uzak, vicdanı yerine nefsine göre hareket eden, Kuran ahlakının kazandırdığı gerçek akıldan ve ince düşünceden yoksun bir kimsenin maddi ve manevi temizlikten gerçek anlamda zevk alması beklenemez. Böyle bir insan genellikle temiz olanı kirli olandan ayırt edebilecek bir şuura, pislikten rahatsızlık duyacak bir bilince sahip olamayacağı gibi, Kuran ahlakına uygun olarak yaşayan insanların temizlik konusundaki hassasiyetlerini de anlamayabilir. Ayrıca bu yaşayışı benimsemiş insanlar temizlikle ilgili olarak Kuran ahlakına uygun olmayan şu yanlış mantıklara da sahip olabilirler:

1. Vurdumduymazlık: Cahiliye toplumlarında sıkça rastlanan tavırlardan biri ‘birşey olmaz’ mantığıdır. Bu çarpık mantığa sahip olan kişi, doğru davranışı bildiği halde bile bile yanlış olanı yapmaktadır. örneğin marketten aldığı elmayı yıkamaya gerek duymadan yalnızca peçeteyle silerek yediğinde, bunun kendisine hiçbir zararı olmayacağını iddia edebilmektedir. Oysa her insan Allah’ın kendisine bahşetmiş olduğu en büyük nimetlerden biri olan bedenini bir emanet gibi korumak ve gerekli özeni göstermekle mükelleftir. Temizlik ve hijyen konusunun insan sağlığını birebir etkilediği unutulmamalıdır. İnsanın bu sorumluluğunu göz ardı edip, vurdumduymaz bir tavır içine girmesi Yüce Allah’ın beğenmeyeceği bir davranış olacaktır. Ayrıca bu tip insanlar genellikle çevrelerine karşı da son derece duyarsız olurlar. Bulundukları ortamlardaki pisliklerden, dağınıklıktan rahatsız olmaz, temizlemek için herhangi bir girişimde bulunmaz, umursuz bir tavır takınırlar.

2. üşengeçlik: Bir başka zararlı düşünce ise ‘üşenme’ mantığıdır. Kuran ahlakında yeri olmayan üşengeçlik mantığında, aslında doğru davranış bilinmekte, vicdanen de kabul edilmektedir, ancak uygulamada irade ve devamlılık gösterilmez. örneğin yemek yemeye başlamadan önce ellerin yıkanması gerektiğini herkes bilir. çünkü elimiz en çok kullandığımız hayati organlarımızdan biridir ve çoğu zaman temiz olmayan yerlere ve nesnelere dokunmak durumunda kalırız. Eğer bir kişi bu bilgilere rağmen yemek yemeye veya yemek hazırlamaya ellerini yıkamadan başlıyorsa, bunun altında yatan sebeplerden biri üşengeçliktir. Bu kişiye neden böyle bir davranış sergilediği sorulacak olsa, belki de daha 10 dakika önce ellerini yıkadığını söyleyecektir. Peki acaba geçen 10 dakika boyunca dokunduğu herşey temiz midir? Kuşkusuz ki burada esas olan ince düşünce ve vicdanının insana ne söylediğidir. Ellerimizi yıkamadan hazırlayacağımız bir meyve tabağından sevdikleriniz, arkadaşlarınız meyve yiyeceklerse onlar için bu ince düşünceyi göstermemiz gereklidir. Onlar, bu yiyecekleri hazırlayan kişilere güvendikleri için ikram edilen yiyecekleri yemektedirler. Peygamberimiz (sav) de Müslümanların bu konuda özen göstermeleri gerektiğini bir hadis-i şerifinde şu şekilde bildirmektedir:

Enes İbnu Malik (ra) anlatıyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Kim, evinin hayır ve bereketini Allah Teala Hazretlerinin artırmasını diliyorsa, yemeğe otururken ve yemekten kalkarken ellerini yıkasın.”

Bu örnek bize göstermektedir ki, üşengeçlik Kuran ahlakına uygun olmayan bir tutumdur.

İnsan, bu ruh halinden rahatlıkla kurtulabilir. Her Müslüman, Kuran ahlakına uygun olan davranışı göstermek konusunda vicdanını dinlemeli ve vicdanının göstereceği doğru yolu üşenmeden, kararlılıkla ve iradeyle takip etmelidir.

3. Yeterli görme mantığı: Bu yanlış düşünceye dair çok çeşitli örnekler vardır. Birinci maddedeki örneğin bir benzerini ele alacak olursak, marketten alınmış olan üzümleri iyice yıkamadan yalnızca suyun altından usulen geçirip yemek ve diğer insanlara da bu şekilde ikram etmek yeterli görme mantığına sahip bir kimsenin yapabileceği bir harekettir. Bu yanlış düşünce içindeki insan kendi bedeninin temizlik ve bakımına, evinin, yiyeceklerinin ve kıyafetlerinin temizliğine ilişkin ölçüleri kendi aklına göre belirlemektedir. Başka bir deyişle, kolayına gelecek biçimde, asgari seviyede bir temizlik anlayışını yeterli bulmaktadır. Hijyenle ilgili detayları kendince gereksiz iş olarak görmekte, temizliği baştan savma olarak nitelendirilen bir tarz içinde gerçekleştirmektedir.

Allah rızasına uygun olan davranış ise bu konuda titizlik gösterilecek her yeni detayın, Allah’a yakınlaşmada ve O’nun rızasını kazanmada bir vesile olabileceğini umut ederek hareket etmektir.

Peygamberimiz (sav) “Allah güzeldir ve güzeli sever, cömerttir ve cömerdi sever, kerimdir ve kerimi sever, temizdir ve temizi sever. Evlerinizin çevresini temizleyin…” (Tirmizi, edeb 41) sözüyle iman edenlere tavsiyede bulunmuştur.

temizlik4. Başkaları için yapma mantığı: Bazı insanlar genellikle yanlış bir tutum olarak- sadece toplum içinde önemli gördükleri kişilerin karşısında bakımlı olmayı, yalnızca kendilerini beğendirmeleri gerektiğine inandıkları ortamlarda temizliğe özen göstermeyi tercih ederler. Oysa mümin, Kuran ahlakının gereği olarak başkaları için değil, Allah’ın beğendiği bir tavır olduğu ve kendisinin de doğal olarak en rahat ettiği tutum bu olduğu için temizliği uygulamaktadır. Kuran ahlakının yaşanmadığı bir toplumda bulunan insanların bir bölümü de sadece bir davete veya toplantıya katılacakları zaman görünümlerine ve fiziksel bakımlarına titizlik gösterebilmektedirler. Ancak yalnız olduklarında aynı hassasiyet geçerli olmayabilir. Böyle bir durum, yapılan temizliğin insanlar için olduğu izlenimini uyandırır. Oysa Allah’ın rızasını kazanmak isteyen bir insan için karşılaştığı her durum aynı değeri taşımaktadır. Yaptığı her temizlikte bunu bir ibadet şuuruyla uygular.

Bu yanlış mantığın kendini açıkça gösterdiği bir başka konu ise ev temizliğidir. Gelecek misafirler için evini temizlemeye niyetlenen bir kimse yalnızca misafirlerin göreceği veya kullanacağı mekanları temizlemeyi tercih ediyor olabilir. Kimi evlerde yalnızca misafirlere özgü bir odanın veya koltukların bulunması bunun açık bir örneğidir. Bu oda hemen hemen hiç kullanılmaz, misafir gelmeden önce son bir temizlik yapılır ve kullanıma açılır. Oysa evin her tarafı her zaman ve her durumda temiz tutulmalıdır. çünkü kişinin kendisi de bu ortamda yaşamakta, yemek yemekte ve uyumaktadır. Allah’ın rızasına uygun olan davranış biçimi bu hassasiyeti her zaman ve her durumda göstermeyi gerektirmektedir.

Yukarıda maddeler halinde detaylarıyla incelediğimiz bu yanlış mantıkların yanı sıra bazı kimselerde bilgisizlik kaynaklanabilen uygulamalar da mevcuttur. İmani derinliğin insanlara kazandırdığı şuur olmadığında, kişiler bilgisine sahip olmadıkları yeni durumlarda ince düşünce gösteremez, akıl kullanamazlar.

örneğin bazı kişiler marketten aldıkları ekmeği çok fazla mikrop taşıdığı bilinen gazete kağıdına sararak taşıyabilmekte veya para sayarken elini ağzına götürebilmektedir. Bu durum neyin kirli neyin temiz olduğunu ayırt edememekle ilgilidir. İman edenlerin detaylarda gösterdikleri akılcılık ve ince düşüncenin en güzel örneklerinden biri sevgili Peygamberimiz (sav)’in bir hadisinde şu şekilde bildirilmiştir:

Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Biriniz su içerken kabın içine solumasın. Tekrar yudumlamak isteyince kabı ağzından uzaklaştırıp (nefes alsın) sonra dilerse yeniden içsin.”

KURAN AHLAKINA VE PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN SüNNETLERİNE GöRE TEMİZLİKTE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

Müminlerin diğer tüm konularda olduğu gibi temizlik anlayışlarında da Kuran ahlakının kendilerine kazandırdığı şuur açıklığı sayesinde üstün bir kaliteye sahip oldukları dikkat çekmektedir. Bu kalite doğal olarak yaşamlarındaki her detaya yansımaktadır. Aşağıda temizlik konusuna ilişkin bazı detaylar Kuran ayetleri ve Peygamberimiz (sav)’in hadis-i şerifleri ışığında örneklendirilmiştir:

(önemli bir hatırlatma: Bu örneklerde verilen bilgiler aslında insanların büyük bir çoğunluğunun ailesi, okulu ve çevresi vasıtasıyla öğrendiği bilgilerdir. Ancak Kuran ahlakının yaşanmadığı toplumlarda yine büyük bir çoğunluk bu bilgileri uygulamaya geçirmekte üşengeçlik, vurdumduymazlık ve iradesizlik gibi sebeplerle başarılı olamamaktadır. Oysa müminler temizlik ve temizlikle bağlantılı bakım, sağlık, hijyen gibi tüm konularda gösterecekleri titizlikle Allah Katında sevap kazanacaklarını umut ettikleri için, bu davranışları gönülden Allah’a adayarak hareket ederler. öte yandan Kuran ahlakının yaşanmadığı toplumlarda bazı insanların aşırı titiz olduğu da görülebilmektedir. Fakat bu kimselerde görülen titizlik bilinci tamamen kişisel, psikolojik ya da toplumsal sebeplerden kaynaklanan, Allah’ın rızasını kazanma konusundaki şuurdan yoksun bir bilinçtir.)

Fiziksel Temizlik Nasıl Olmalıdır:

Kuran-ı Kerim’de cennetle ilgili haber verilen detaylardan biri, oradaki insanların fiziksel temizlikleridir. Cennette bulunan insanların bildirildiği bir ayette onların ” sanki (her biri) ’sedefte saklı inci gibi tertemiz, pırıl pırıl” oldukları haber verilmiştir. (Tur Suresi, 24) Ayrıca cennette insanlar için “tertemiz eşler” bulunduğu da pek çok ayetle müjdelenmiştir. (Bakara Suresi, 25) Yüce Allah Kuran’da Hz. Yahya için ” temizlik (de verdik)” diyerek müminlerin temizliğinin önemini bildirmiştir. (Meryem Suresi, 13)

Hz. Muhammed (sav) de hadis-i şeriflerinde müminlerin fiziksel temizliklerine ilişkin olarak şöyle buyurmuştur:

“İslam temizdir. O halde siz de temizleniniz, zira cennete ancak temiz olan girer.” (Keşfü’l-hafa, 1, 288.)

“Vücutlarınızı temiz tutunuz; Allah, sizi temiz kullarından eylesin.” ( Muhtar-ül Ehadis 737)

Bu tavsiyeler doğrultusunda, insanların kişisel bakımlarıyla ilgili dikkat etmeleri gereken bazı hususlar ise; temiz kokmak, her gün yıkanmak, el ve tırnak bakımı, dişlerin düzenli fırçalanması, ağız hijyeninin bozulmasına neden olabilecek çürük ve benzeri nedenlerin tedavisi, cildin temiz tutulması, kirli ellerle yüze dokunulmaması gibi hususlar olmalıdır.

Kılık-Kıyafet Temizliği, Bakımı Nasıl Olmalıdır:

Kuran’da müminlerin üzerlerine giydikleri kıyafetlerin de temiz olmasının gerekliliği haber verilmiştir. Ayette şöyle bildirilmektedir:

Elbiseni temizle. Pislikten kaçınıp uzaklaş. (Müddessir Suresi, 4-5)

Peygamberimiz (sav)’in bu konudaki bir hadisi ise şu şekildedir:

“Elbiselerinizi yıkayınız, tıraş olunuz, dişlerinizi temiz tutunuz, güzel ve temiz olunuz”. (Muhtar-ül Ehadis 202)

Kıyafet temizliğinde dikkat edilmesi gereken ayrıntılardan bazıları ise; her gün giysilerin değiştirilmesi, giysilerin ve giysilerin bulunduğu dolapların havalandırılması, ayakkabıların her zaman temiz bir görünüme sahip olması, kıyafetlerin estetik yönünün de dikkate alınması, dışarıda giyilen ve gün boyunca muhtelif şekillerde kirlenmeye açık kıyafetlerin ev ortamına gelindiğinde ev giysileriyle değiştirilmesi gibi örneklerdir.

Yaşanan Ortamların Temizliği Nasıl Olmalıdır:

Kendilerini ve giyimlerini temiz tutan Müslümanlar, aynı şekilde yaşadıkları ortamların düzenine de son derece titizlik gösterirler. Kuran’da bu konuda verilen örneklerden biri Hz. İbrahim ile ilgilidir. Allah Hz. İbrahim’e Kabe’yi, orada ibadet edecek olan müminler için temiz tutmasını emretmiştir:

Hani Biz İbrahim’e Evin (Kabe’nin) yerini belirtip hazırladığımız zaman (şöyle emretmiştik:) “Bana hiçbir şeyi ortak koşma, tavaf edenler, kıyam edenler, rükua ve sücuda varanlar için Evimi tertemiz tut.” (Hac Suresi, 26)

Ayetin ifadesinden de anlaşıldığı gibi, Allah bu temizliğin öncelikle o mekanı kullanacak ve orada Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla ibadet edecek olan kimseler için yapılmasını bildirmiştir. Bu nedenle müminler de aynı Hz. İbrahim’in uyguladığı gibi, Allah’ın bu buyruğu doğrultusunda, yaşadıkları mekanları temiz, estetik ve göze en hoş gelecek şekilde muhafaza etmelidirler. öte yandan Yüce Allah Kuran-ı Kerim’de içinde Kendi adının anılmasına izin verdiği evlerde bir nur olduğunu haber vermiştir. (Nur Suresi, 36) Bu yönüyle iman edenlerin yaşadıkları, çalıştıkları, biraraya gelip ibadet ettikleri, Allah’ı zikrettikleri tüm mekanlar bir mescit niteliğindedir ve Allah’ın nurunu taşımaktadır.

Hz. Peygamber (sav) de evlerin temizliğine büyük önem vermiş ve, “Allah güzeldir ve güzeli sever, cömerttir ve cömerdi sever, kerimdir ve kerimi sever, temizdir ve temizi sever. Evlerinizin çevresini temizleyin…” (Tirmizi, edeb 41) sözüyle iman edenlere tavsiyede bulunmuştur.

Yaşanan mekanların temiz, hijyenik ve dolayısıyla sağlıklı yerler haline getirilmesinde düzenli havalandırma, banyo ve mutfak gibi en çok mikrop barındırabilecek yerlerin her kullanımdan sonra detaylı temizliği, toz tutan yerlerin sıkça tozunun alınması, halıların her gün veya gün aşırı süpürülmesi ve gerektiğinde yıkanması gibi faktörlerin önemli rolü bulunmaktadır. Bunun yanı sıra yaşanan yerlerin mümkün olduğunca genişlik ve ferahlık hissi veren, güneş alan, tertipli, düzenli ve aydınlık yerler olması insanlarda sağlayacağı olumlu psikolojik etki bakımından da önemlidir.

Yiyeceklerdeki Temizlik Nasıl Olmalıdır:

Müminlerin, titizlik gösterdikleri bir başka konu da yiyeceklerin temiz olanlarını seçmeleridir. Bu, Allah’ın Kuran’da müminler için bildirmiş olduğu bir emridir. Bu konunun bildirildiği pek çok ayetten birkaçı şöyledir:

… Size rızık olarak verdiklerimizin temizinden yiyin (dedik)… (Bakara Suresi, 57)

Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır. (Bakara Suresi, 168)

Allah müminlerin temiz yiyecekleri seçtiklerini Ashab-ı Kehf’in haber verildiği kıssada da bildirmiştir. Ayetlerde Kehf Ehlinin alışverişte temiz yiyeceklere yöneldiği şöyle haber verilmiştir:

… Dediler ki: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin” (Kehf Suresi, 19)

Yukarıda verilen örnekler yaşam boyunca insanın karşılaşabileceği çeşitli durumlardan yalnızca bir kısmına ilişkin detaylardır. Elbette ki örnekler çoğaltılabilir ve kapsamı genişletilebilir. Ancak yer, zaman ve kişilere ilişkin faktörler ne olursa olsun asıl olan her zaman ince düşünce olmalıdır. Mümin, karşılaştığı her yeni durumu Kuran ahlakının gerektirdiği derin ve şuurlu bakış açısıyla değerlendirecek, en doğru ve en temiz olanı Allah’ın izniyle bulacaktır.

SONUç

Yüce Allah pisliğin müşriklerin (Tevbe Suresi, 28) ve münafıkların (Tevbe Suresi, 95) bir özelliği olduğunu Kuran-ı Kerim’de bildirmiştir. Bununla beraber Rabbimiz, müminleri de tertemiz kılmak istediğini haber vermiştir. (Enfal Suresi, 11) Tüm bunları bilen müminler, maddi manevi pisliğin her türlüsünden kaçınmak konusunda çok büyük bir gayret içinde olurlar. Kuran ahlakının getirdiği berrak akıl vesilesiyle sürekli tertemiz olmaya niyet eder, her şeyin en temizini ararlar. İman etmeyen toplumlardaki insanların bu konuda gösterdikleri vurdumduymaz, üşengeç, gönülsüz ve baştan savma tavırlardan tamamıyla uzaktırlar. Unutmamak gerekir ki, güzelliklerle dolu tertemiz bir mekan olan cennette yaşamanın coşku dolu neşesini, heyecanını hissedebilmek için bu dünyada temizlikten, güzellikten ve estetikten zevk alabilecek şekilde ruhun eğitilip nefsin terbiye edilmesi gerekir.

Rablerinden korkup-sakınanlar da, cennete bölük bölük sevk edildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman, kapıları açıldı ve onlara (cennetin) bekçileri dedi ki: “Selam üzerinizde olsun, hoş ve temiz geldiniz. Ebedi kalıcılar olarak ona girin.” (Zümer Suresi, 73)

Kaynak : netkeyfim.com



“Temizlik, İslamda Temizlik, Allah temizlenenleri sever” için 5 Yorum

  1. kaan says :

    hep islamla ilgili demi arkadaslar

  2. maraz ali ve idil says :

    çok güzel anlatılmış

  3. maraz ali ve idil says :

    ben dedim çok ayrıntılı çok güzel

  4. pervin says :

    bence çoooooooooooook güzel anlatılmış bravooooooooooo

  5. ceren says :

    çok güzel anlatılmış proje ödevimede çok yardımcı oldu

Bir Cevap Yazın