Kıraat ilmi nedir, Kıraat ilmine dair sorular cevaplar

Kıraat ilmi nedir, Kıraat ilmine dair sorular cevaplar

Netkeyfim.com

Kıraat İlmi

Kıraat İlmi Allahü tealanın kelamı olan Kur’an-ı kerim’in nasıl okunacağını bildiren ilim. Kıraat ilmi, Kur’an-ı kerim’in nazım şekillerinden (yazıldığı gibi okunmasından) ve tevatür (sağlam ve güvenilir haber) halindeki ihtilaf şekillerinden bahseder. Kıraatın başlangıcı ve esası tevatüre dayanır. Yani nakil esasına göredir. Kur’an-ı kerim’i ilk okuyan Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Kur’an-ı kerim, Arapçanın yedi lehçesi üzerine nazil olmuştur. Cebrail aleyhisselam her sene b
Kıraat İlmi hakkında ansiklopedik bilgi

Kıraat İlmi Allahü tealanın kelamı olan Kur’an-ı kerim’in nasıl okunacağını bildiren ilim. Kıraat ilmi, Kur’an-ı kerim’in nazım şekillerinden (yazıldığı gibi okunmasından) ve tevatür (sağlam ve güvenilir haber) halindeki ihtilaf şekillerinden bahseder.

Kıraatın başlangıcı ve esası tevatüre dayanır. Yani nakil esasına göredir. Kur’an-ı kerim’i ilk okuyan Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Kur’an-ı kerim, Arapçanın yedi lehçesi üzerine nazil olmuştur. Cebrail aleyhisselam her sene bir kere gelip, o ana kadar inmiş olan Kur’an-ı kerim’i levh-i mahfuzdaki sırasına göre okur, Peygamber efendimiz dinler ve tekrar ederdi. Vefat edeceği sene iki kere gelip tamamını okudular. Hazret-i Ebu Bekr halifeliği zamanında Kur’an-ı kerim’i kağıt üzerine yazdırdı. Buna “mushaf” veya “mıshaf” denildi. Otuz üç bin sahabi, bu mushafın her harfinin tam yerinde olduğuna sözbirliği ile karar verdiler. Hazret-iOsman, hilafeti zamanında bu mushaftan Eshab-ı kiramın sözbirliği ile Peygamber efendimizin vefat ettiği sene okuduğu kıraat şekli olan “Kureyş” lehçesi üzerine altı tane daha yazdırıldı ve sureler birbirinden ayrıldı. Bu Kur’an-ı kerim’e “Kıraat-i Mütevatir” denir. Mütevatir kıraatin, bugüne kadar hiç değişmeden sağlam ve güvenilir bir şekilde okunmasını sağlayan ve hatta kitaplara yazan yedi veya on imam (alim) olmuştur. Artık bugün, Kur’an-ı kerim bunların bildirdiği şekilde okunmaktadır. Yedi kıraat aliminin bildirdiği kasdedildiğinde “Kıraat-i Seb’a” on alimin bildirdiği için de “Kıraat-i Aşere” adı verilmiştir.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

Kıraat ilmine dair

Arapçada ü sesi vardır
Sual: Arapçada kesin olarak ü sesi yok diyorlar. Kur’an-ı kerimdeki ince harfler de u sesiyle okunsa mahzuru olur mu?
CEVAP
Arap şivesine uygun olarak okunursa mahzuru olmaz. Ancak Türkler Arapçayı bilmedikleri için ince harflerde ü sesi çıkarmaları daha uygun, daha isabetlidir; çünkü böylece Kur’an-ı kerim doğru okunmuş olur. İstanbul Türkçesi, Anadolu Türkçesine göre daha kibar olduğu gibi, ince harfleri ince okumak, şimdiki Arap şivesine göre, daha kibar, daha isabetlidir. Birkaç örnek verelim:

Kaf ile kef ötre ile olunca, ikisini de ku diye okuyup yazmak, Arapçada yanlışlığa sebebiyet verebilir. Mesela kul ile kül farklı manaya gelir. Kul, söyle demektir. Kül ise, ye veya hep manasına gelir. İkisi de kul diye okunup yazılırsa, yanlışlık olur.

Kum ile küm de böyledir. Kum, kalk demektir, küm ise siz manasına gelir. Evladüküm, evladınız demektir. Kur, ziftler; kür ise, demirci ocağı demektir. Kusur, eksiklik, ayıp, suç, kusur; küsur, kesirler, artan parçalar demektir. Sükut, konuşmamak; sukut ise düşmek, aşağı inmek demektir. İkisi de sin’le başlamaktadır; fakat birincisinde sin’den sonra ince olan kef harfi gelmekte, ikincisindeyse, kalın olan kaf harfi gelmektedir. İkisini de u harfiyle yazarsak birbirine karışır. Birincisine sükut, ikincisine de sukut demek daha uygun olur. Mesela sukut-u hayâl, hayâl kırıklığı demektir.

Sad’la sin birbirinden farklıdır. Sad’la yazılan suud kelimesi, yukarı çıkmak, sin’le yazılan süud kelimesiyse, mesud olmak demektir. Sin’den ve sad’dan sonra ayın da vardır. Süud diye yazmak daha doğru olur. Sual kelimesi sin harfiyle yazılır, süal diye okunur. Sual denirse Sad harfiyle okunmuş olur.

Zı ile Ze, Tı ile Te, Ha ile he harfleri de böyle farklıdır. Diğer harflerin bazılarında da bu durum vardır. Yanlış anlaşılmayacak şekilde okuyup yazmak gerekir. Mesela Allahu teâlâ yerine Allahü teâlâ demeli ve öyle yazmalıdır. Hü denilince, ha harfiyle karışmaz. Hu denilince ha harfiyle karışabilir. Dat harfini zı veya ze olarak okumak yanlış olduğu gibi, dal harfi gibi okumak da yanlıştır. Mahrecine uygun şekilde dat olarak okumalı, zat okumamalı.

Secaventler [Duraklar]
Sual: Kur’an-ı kerimde, kelimelerin üstünde ve altında bazı işaretler vardır. Bunlar ne demektir?
CEVAP
Kur’an-ı kerimde, kelimelerin üstünde bulunan işaretler şunlardır:

[Mim]: Muhakkak durmalıdır.
[Tı]: Durmak gerekir.
[Cim]: Geçmek de, durmak da caizdir. Fakat durmak daha iyidir.
[Ze]: Geçmek de, durmak da caizdir. Fakat geçmek daha iyidir.
[Kaf]: Geçmek de, durmak da caizdir. Fakat geçmek daha iyidir.
[Lâ]: Durulmaz! Lâ bulunan yerde durulursa, önceki kelime ile birlikte tekrar okunur. Âyet-i kerime sonunda durunca, tekrar edilmez.
[Kıf]: Durmak daha iyidir.
[Sad]: Durmakta mahzur yoktur.
[Sad, lam, ya]: Geçmek daha iyidir.
[Sad, lam, ha]: Geçmek de, durmak da caizdir.
[Ayn]: Bazı âyet-i kerimelerin sonunda bulunur. Namazda okunursa, ayn işaretinde rükuya gitmek iyi olur.
[Kef]: Kezalik demektir. Kendisinden önce hangi secavent geçmişse, bu da öyle demektir.
[3 nokta]: Bu üç noktanın birisinde durulur. Eğer üzerinde üç nokta olan birinci kelimede durulursa, üç nokta olan ikinci kelimede durulmaz. Eğer üzerinde üç nokta bulunan birinci kelimede durulmazsa, ikinci üç nokta bulunan kelimede durulur. Her ikisinde de durmamak veya her ikisinde de geçmek caiz değildir. Bir misal: Kadr suresinde, emrin ve selamün kelimeleri üzerinde üç nokta vardır. Emr diye durulunca, selamün hiye diye devam edilir. Birincide durmayıp, emrin diye devam edilirse, selam kelimesinde durulur.

Kelime altındakiler
Kur’an-ı kerimde bir de kelimelerin altlarında yazılmış işaretler vardır. Bunlara da birer misal verelim:

[Kasr]: Bu kelimenin yazıldığı yerler kısa okunur. Misal, Kâfirun suresinde ena kelimesinin altında kasr yazar. Bu kelime ene diye okunur. Ülâike kelimesinde eliften sonra vav olduğu halde, kısa okunur.
[Med]: Bu kelimenin yazıldığı yerler uzun okunur, kısa okunmaz. Misal, Maun suresinde yürâüne kelimesindeki ü uzun okunur.
[Sekte]: Bu kelimenin yazıldığı yerde, kısa bir zaman nefes alınmadan durulur. Durulmadan geçilirse, anlamı bozulur. Kur’an-ı kerimde dört yerde sekte vardır.
[İdgam]: Kelimenin yazıldığı gibi değil de, idgam ile okunur. Kelimelerin altında yazılı olan idgam, Kur’an-ı kerimde, yalnız Hud suresi 42. âyetinde vardır. Burada, (İrkeb me’anâ) yazılır ise de, (İrkemme’anâ) okunur.
[Sin]: Sad harfinin altına yazıldığı yerde, sad harfi, sin gibi okunur.
[İmâle]: Yalnız Hud suresinin 41. âyetinde geçer. Mecrahâ kelimesinin altında imâle yazar. Buradaki ra harfi, üstünden esireye doğru meyillendirilerek okunur. Mecrihâ diye okunmaz. Okunuşunu, bilen birisinden öğrenmek gerekir.
[Teshil]: Kolaylaştırmak demektir. Birbirini takip eden iki hemzeden ikincisi, elif ile he sesi arasında yumuşak okunur.

Not: Bunları yazı ile tarif etmek, anlatmak zordur. Bilen birisine sorarak öğrenmelidir.

Tecvid ilminde, vacib, lazım gibi ifadeler, kıraatin vacibleridir. Yoksa Kur’an-ı kerimi çekilecek yerlerde hiç çekilmeden de okunsa caiz olur, günah işlenmiş olmaz. Ancak kıraati düzgün okumak için tecvid kaidelerine uymaya çalışmak iyi olur. Kur’an-ı kerim öğreticilerin, bilhassa yaşlı kimselere namaz surelerini öğretirken, şunu az çektin, şunu çok çektin, şunu tecvide göre okumadın gibi zorluklar çıkarmamalı, dilinin döndüğü kadar okuması yetişir. Daha fazla zorlayıp da öğrenmekten temelli mahrum bırakmamalıdır.

Sual: Dat harfini, ZE, Tı harfini DAL, kaf harfini de GAYIN gibi okuyanlar var. Bu doğru mudur?
CEVAP
Dat harfini ze veya zı olarak okumak yanlış olduğu gibi dal harfi gibi okumak da yanlıştır. Mahrecine uygun olarak DAT olarak okumalı ZAT olarak okumamalıdır. Mesela velazzallin dememeli, veladdallin demelidir.

Tı harfini dal gibi okumamalı. Mesela Sıradal müstakiym dememeli, sıratal müstekıym demeli. Şeydanırraciym dememeli, şeytanırraciym demeli. Yani şeydan değil, şeytan demelidir.

Kaf harfini g gibi okumamalı, k gibi okumaya çalışmalı. Mesela gonya dememeli, Konya demeli. Gul huvallahü ehad dememeli, Kul huvallahü ehad demeli.

Allahü ekber’deki hü
Sual: Allahü ekber kelimesindeki hü’nün bir elif miktarı çekmek gerekir mi? Bir de hu mu, hü mü demek gerekir?
CEVAP
Hayır, hiç çekilmez. Sadece hü denir. Hu da denebilir; ama He harfinin Ha harfiyle karışmaması için, he olduğunun bilinmesi için, hü demek daha iyi olur.

İmam-ı Asım kıraati
Sual: Kur’an-ı kerimin okunuşunu bildiren yedi büyük kıraat âliminin olduğu bildiriliyor. Biz hangisine göre okuyoruz?
CEVAP
İmam-ı Asım’ın kıraatine göre okuyoruz. Basılan Mushaflar da bu kıraate göredir.



Etiketler: , , ,

Facebook'ta Paylaş Leave a CommentYorumRSS FeedSubscribe

Yorumlar
Yorum Yazın »
İsminiz
E Posta Adresiniz
Yorumunuz
Uyarı: Konu ile alakasız, küfür ve hakaret içeren yazılarınız onaylanmayacaktır. Hakaretin boyutuna göre, hak sahibi tarafının mahkemeye başvurma hakkı sağladığınızı unutmayın