Kadından imam olurmu, Bayan imam namaz kıldırabilirmi, Cemaatle namaz kılabilirmi, Kadınlar imam olabilirmi,

Kadından imam olurmu, Bayan imam namaz kıldırabilirmi, Cemaatle namaz kılabilirmi, Kadınlar imam olabilirmi,

Kadından imam olurmu, Bayan imam namaz kıldırabilirmi, Cemaatle namaz kılabilirmi, Kadınlar imam olabilirmi,

Netkeyfim.com

Kadından imam olur mu?

Soru: Kadından peygamber veya imam olur mu? Olmaz ise sebebi nedir?

Cevap: Aziz kardeşim, bunun sebebi kadın erkek arasındaki (yaratılış nizamının bir gereği olan) fiziki vs. farklılıklardan dolayıdır.
Önce şunu bilmeliyiz ki insanın hayat felsefesi olan tekamül ve manevi makamlara yükselme hususunda kadın erkek arasında hiçbir fark söz konusu değildir. İslâm’da kadına maneviyat, ilim ve marifet talebine hiçbir engel ve kısıtlama getirilmemiş; üstelik sürekli teyit ve teşvik edilmiştir. Kur’ân ve hadislerle aşina olan herkes bunu açıkça görebilir.
Evet kadın maneviyat, ilim ve marifet talebinde en zirve noktaya kadar ilerleyebilir. Bugün İslâmî ilimlerde, en uç nokta olarak bilinen ictihad derecesine kadar ilerleyerek bir müctehid bile olabilir. Hatta ictihad mertebesine ulaşan bir kadının erkek müctehidler gibi başka bir müctehide taklit etmesi caiz değildir ve kendi fetvalarına amel etmesi farzdır.
Fakat kadın ile erkek arasında bu hususta söz konusu olan tek fark şudur ki, İslâm kadına Peygamber, İmam ve taklit mercii olma yetkisi tanımamıştır.
Bu farklılık kadının düşüncelerinin tutarsızlığı veya onda olan bir eksikliğin ifadesi değildir. Böyle olsaydı kadının kendi fetvalarına amel etmesi de caiz olmazdı.
Bu durum tamamen kadının sahip olduğu özel fiziksel yapı ve kendine has bir takım şartlardan kaynaklanmaktadır.
Yani İslâm’da Peygamberlik, imamlık ve mercilik, dini ve içtimai bir görevin ifadesidir. Bu ise özel birtakım şartları ve özellikleri gerektiren oldukça ağır bir görevdir. Hatta erkekler arasından bile ancak nadir kişilerin kaldırabileceği bir mesuliyettir.
Yani duygusallıklardan uzak, cesaret, tedbir, atılganlık, soğukkanlılık, zamanın ve mekanın şartlarına en iyi şekilde vakıf olabilme gibi bir çok önemli özellikler isteyen bir görevdir. Öte yandan böyle ağır bir görevi üstlenen kimse görev icabı sürekli toplumla, değişik çevrelerle ve insanlarla ilişkide olup onlarla haşır-neşir olması gerekir. Bu saydıklarımız ve diğer bir çok hususu dikkate aldığımızda, bazı tabii özellikleri ve şer’î mükellefiyetleri açısından kadınların böyle ağır bir görevi üstlenebilmelerinin imkansız veya oldukça meşakkatli bir şey olduğunu göreceğiz.
Zira kadınlarda insanlığın ve yaradılış düzeninin bir zarureti gereği duygusallık yönü ağır basmaktadır. Bu yüzden tedbir, taakkül ve soğukkanlılık isteyen bu görevde beklenen başarıyı gösterebilmesi mümkün değildir. Öte yandan dini açıdan toplumsal ilişkilerde belli sınırlara riayet etmesi gereken bir kadının sürekli insanlarla haşır-neşir olması ve dolayısıyla toplumda cereyan eden durumlardan gereği gibi haberdar olması beklenemez. Böyle olunca da vazifesini doğru düzgün ifa edebilmesi de mümkün olmaz tabii olarak .
İşte görüldüğü gibi, kadınlara bu görevin tanınmaması, aslında onlar için zor ve meşakkatli bir durum arz eden bir mesuliyetten muaf tutulmaları demektir. Aynı, ağır bir vazife olan cihattan muaf tutuldukları gibi. Allah’a emanet olun

Evde cemaatle namaz ve kadın imam

Peygamberimiz (s.a.) cemaatle namazı teşvik etmiş, kendisi bütün farz namazları cemaatle mescitte -veya gerektiği zaman açık yerde- kılmış ve kıldırmış, ön ve son sünnetler ile diğer nafileleri kimi zaman mescitte ama çok kere evinde eda etmiştir. Cemaatle namazı teşvik eden, onun yirmi yedi kat daha fazla sevap kazandıracağını söyleyen hadislerde Allah Resulü kadınları istisna etmemiştir, ayrıca mescitte kadınların da namaza ve derslere katıldıklarına dair pek çok hadis vardır. Ancak başka hadislerde kadınların evlerinde, hatta evlerinin özel bölmelerinde kılacakları namazın daha sevaplı (efdal) olduğu ifade edilmiştir. Müctehidler bu farklı açıklamalar ve uygulamalar karşısında, ya hadislerin bir kısmını görmedikleri için veya farklı açıklamayı değişik sebeplere bağladıkları için farklı sonuçlar çıkarmışlardır. Kadınların mescitte değil de evlerinde namaz kılmalarını tavsiye eden hadisler ile fıkıhçı açıklamalarının, ibadetin özüne ve gereğine değil, kadınlarla erkeklerin bir arada bulunmalarının doğurması muhtemel olumsuz sonuçlara (fitneye) dayandığı anlaşılmaktadır.
Kadının mescitte ve evinde, tek başına ve cemaatle, imam olarak ve cemaat olarak namaz kılması ve kıldırması konusunda ortaya çıkan farklı ictihadlara bakarak şöyle bir özetleme yapılabilir:

1. Mescitte (camide) kılınan cemaatle namaza kadınların katılmaları -yukarıda işaret edilen çekince de göz ününe alınmak ve tedbirli olmak kaydıyla- en azından mübahtır, serbesttir, bu manada meşrudur. Kadınların mescide gitmek üzere kocalarından izin istemeleri durumunda onlara izin verilmesini de Peygamberimiz tavsiye etmişlerdir.
Hz. Aişe ile bazı müctehidlerin, kadınların cemaatle namaz kılmak için evlerinden çıkıp camilere gitmelerine olumsuz bakmaları (mesela mekruh demeleri) kendi zamanlarındaki sosyal ve kültürel durumla alakalıdır. Bugün kadınların, özellikle makyaj veya dikkat çekici başka bir şey yapmadan cemaatle namaz kılmak için camilere gitmeleri, kadın erkek ilişkisinde günaha sebep olması bakımından etkili değildir; çünkü sokaklar her çeşitten kadınla dolup taşmaktadır. Ayrıca kadınların camiye gitmelerinde bilgi edinme, dini duyguların tatmini ve geliştirilmesi bakımından faydalar vardır. Zarar ihtimali her kese göre ve kesin olmadığına göre bunun takdiri ve tedbiri de kadınlara ve erkeklere (yükümlü ve sorumlu olanlara) bırakılmalıdır.

2. Evlerde kılınan namazlarda eğer erkek, bilgi ve okuma becerisi yönünden imamlığa elverişli ise o imam olacaktır. Evin ehalisi içinde bilgisi ve okuma becerisi bakımından uygun bir erkek yoksa kadının, erkeler de dahil olmak üzere evde cemaate imam olmasını caiz görmeyen alimler yanında caiz görenler de vardır; caiz görenler, Hz. Peygamber’in (s.a.) Ummu-Varaka isimli bir hanıma bu durumda izin vermesini hükme dayanak kılmışlardır. Mescide uzakça bir yerde oturan bu hanımın evini Peygamberimiz ziyaret etmiş, hatta kendisine yaşlı bir erkek müezzin de tahsis buyurmuşlardı.

3. Kadının, evde kılınan cemaatle namazda kadınlara imam olması Mâlikî mezhebine göre caiz değildir, Hanefîlere göre mekruh olmakla beraber namaz geçerli olur. Hanbelî ve Şâfiîlere göre ise evde kılınan cemaatle namazda kadının kadınlara imam olması ve böylece cemaatle namaz kılmaları yalnızca caiz değil, ayrıca tavsiye edilir (müstehab) görülmüştür. Hz. Âişe ve Ummu-Seleme validelerimizin kadınlara imam olup namaz kıldırdıklarına dair sağlam rivayetler vardır.
Kadın imamın, cemaat olan kadınların önünde değil de ortada ve aynı hizada durması uygun bulunmuş, uygulama da böyle olmuştur.

4. Yukarıda verilen bilgiler göz önüne alındığında, eğer erkekler farz namazları evde kılacaklarsa ve kendileri imamlık yapacak kadar bilgi ve beceriye sahip iseler imam olmaları ve kadın erkek ev ehalisi ile birlikte namazı cemaatle kılmaları şüphesiz daha sevaplıdır.



Etiketler: , , ,

Facebook'ta Paylaş Leave a CommentYorumRSS FeedSubscribe

Yorumlar
  1. murat
    29 Ocak 2013

    slm allykm merak edıyordum bukonuyu mubarek oyle uzun yazmısınızkı artık etmıyorum

    Yorumlayın
Yorum Yazın »
İsminiz
E Posta Adresiniz
Yorumunuz
Uyarı: Konu ile alakasız, küfür ve hakaret içeren yazılarınız onaylanmayacaktır. Hakaretin boyutuna göre, hak sahibi tarafının mahkemeye başvurma hakkı sağladığınızı unutmayın