582 / 28 Ocak 2009,Çarşamba / Yorum : 1

İslamda Burçlar, İslamda Astroloji, İslama Göre Burçlar

Herkesin gözüne çarpacak şekilde açık ve belli olan şey. Güneş sisteminde bulunan oniki takım yıldızdan her birine verilen isim. Bundan dolayı köşke de burç denmiştir. Terim olarak ise, “gökteki bir takım yıldızlara ve yıldız kümelerine burç” denir. Burçlar on iki adettir. Bunların altısı kuzeyde, altısı da güneydedir. Gök bilimciler yıldız kümelerini, her ayda ve mevsimde göründükleri şekillere göre isimlendirmişlerdir. Buna göre burçların isimleri ve tekâbül ettikleri aylar şunlardır:

1) Koç (hamel) burcu, 21 Mart-19 Nisan. 2) Boğa (sevr) burcu, 20 Nisan-20 Mayıs. 3) İkizler (cevzâ) burcu, 21 Mayıs-21 Haziran. 4) Yengeç (seretân) burcu, 22 Haziran-22 Temmuz. 5) Aslan (esed) burcu, 23 Temmuz-22 Ağustos. 6) Başak (sünbüle) burcu, 23 Ağustos-22 Eylül. 7) Terazi (mîzân) burcu 23 Eylül-23 Ekim. 8) Akrep (akrep) burcu, 24 Ekim-21 Kasım. 9) Yay (kavs) burcu, 22 Kasım-21 Aralık. 10) Oğlak (cediy) burcu, 22 Aralık-19 Ocak 11) Kova (delv) burcu 20 Ocak-18 Şubat. 12) Balık (hût) burcu, 19 Şubat-20 Mart.

Aşağıda burçlarla ilgilenen Alimlerin Listesi verilmiştir..

1-MUHAMMED NUR’ÜL ARABİ VE FELEKLER KİTABI:

Seyyid Muhammed nur’ül Arabî; Astroloji ve varlığın oluşumu konusunda bir kitap yazmıştır.

“Kitab’üd devair vel eflak”

2-MEVLANA CELALEDDİN VE BURÇLAR:

Meşhur eseri MESNEVİ’sinde, birinci cilt 750-755.ci beyitlerde şöyle anlatmaktadır.

“750. güneş, bir burçtan bir burca gidip durduğundan, pencereye vuran ziyası da evin etrafında döner dolaşır. Kimin bir yıldızla alaka ve mecburiyeti varsa; o, kendi yıldızı ile döner, dolaşır, o yıldızın tesiri altındadır.

Talihli Zühre ( Venüs) ise şevki, çalıp çağırmayı, aşkı diler, onlara adamakıllı meyli vardır. Kan dökücü huylu Merih’e (mars ) mensup ise cen, bühtan ( iftira ) ve düşmanlık arar. Yıldızların ardında yıldızlar vardır ki, onlarda ihtirak (güneşe yaklaşma) ve nasih ( uğursuzluk ) olmaz.

755. onlar, bu meşhur yedi kat gökten başka diğer göklerde seyir ve hareket ederler. Birbirlerine bitişik ve birbirlerinden ayrı olmayan bu yıldızlar, tanrı nurlarının ışığında dururlar. Her kimin talihi o yıldızlardan olursa, o kimsenin zatı, kafirleri taşlayıp yakar.

Onun hışmı, bazen galip gelen, bazan mağlup olan ve tesiri böylece değişerek yürüyen Merih’in hışmına benzemez. Galip nur, noksandan ve karanlıktan emindir. Tanrı nurunun iki parmağı arasındadır.

760. O nuru, canlara Hak saçtı. Davetliler, onunla eteklerini doldurmuşlardır.

3-İBRAHİM HAKKI ERZURUMİ VE BURÇLAR:

Bu konudaki bilgilerini ünlü eseri “MARİFETNAME” isimli kitabında uzun uzun açıklamıştır.

” Bu feleklerle yıldızların, bu dönen ve seyreden varlıkların tabiatları, bu eşya ve aletlerin hepsi birer hayal gibidir. Asıl döndüren, yapan ve yaptıran hep Allah. Bütün bu halleri inceleyip düşünmek. Cenabı Hak’kı bilmeğe vesile olmak dolayısıyla hepsini insanın, kendi nefsinde bulması için yer ve göklerin, feleklerle yıldızların durumları, bu Marifetname’de bu kadarcık anlatılmakla yetinilmiştir.

“Yıldızlar, meleklerin elinde mecbur ve hüküm altındadır. Melekler de Hak Teala’nın emri altındadır. Hepsi de O’nun irade ve kudreti ile hareket ederler.

Mesela, Güneş kuru, sıcak tabiatlıdır. Ay ise soğuk ve rutubetlidir. Yıldızlar bu keyfiyetleri ile alemde tasarruf ederler.

Ancak bütün bu işlerin yalnızca yıldızlara bağlanması hatadır, çünkü yıldızlar da, Hak’ın hükmüyle bu tasarrufu yapmaktadır.

Fezadaki yıldızlar ve güneş sistemindeki gezegenler ateş, hava, su, toprak gibi unsurlar ile madenler, nebatlar ve hayvanlar üzerinde tasarruf ederler. Hakiki meessir ise Rabbül Erbab’dır.

Burçlar ve gezegenler ise aletler ve sebepler gibidirler.”

“Bütün ulvi cisimlerin ( gök cisimlerinin ) sufli cisimlere ( yer cisimlerine ) çeşit çeşit tesirleri daima olduğundan; bütün halkın, şekil, hal, ahlak ve tavrı henüz ana rahminde nutfe iken, rast gelen baht ve talihine göre ( burçlardan gelen kozmik ışınımın ihtiva ettiği mananın beyinlere nakşedilmesi ile ) meydana gelmiştir.”

Ana rahminde nufte vaki olduğu saatte, baba ve annenin talileri hangi işte ise, o, nuftenin özüne tesirle işlenmiş olur.

Mesela; saadet, şakilik, anlayışsızlık, cimrilik, cömertlik, fakirlik ve zenginlik, rahat ve rahatsızlık, yaşama ve yaşamama, cemal ve kemal celal ve melal her ne hal üzere ise, o, nutfenin zatına tal’i olur. Çünkü o nutfe, ceninin cisminin Levh-i Mahfuzudur. Levh-i Mahfuz ise alemin aynasıdır.

O halde, said olan saadetini annesi karnında bulmuştur, şaki olan da şekavetini annesi karnında bulmuştur.”

4-ŞAH VELİYYULLAH DİHLEVİ VE GÖRÜŞÜ:

HÜCCETULLAHİ’L BALİGA isimli eserinin 8’inci bölümünde şöyle anlatıyor:

” Astroloji alimi, yıldızlar belli bir görünümde oldukları zaman, onların kuvvetlerinden oluşan ve felek’in bir yerinde temessül eden bir ruhaniyetin meydana geleceğini bilir. Bu ruhaniyeti felekiyyat hükümlerini nakleden, yeryüzüne naklettiği zaman, insanların düşünceleri o ruhaniyet doğrultusunda değişir.

Aynı şekilde Arif-i Billah da bilir ki, şeriat dilinde, “Leyle-i mübareke ” diye isimlendirilen ve içerisinde her hikmetli işin ayrılıp karara bağlandığı özel bir vakit geldiğinde, melekut aleminde insan türünün özelliklerinden oluşan bir ruhaniyet oluşur.”

Her bir yıldız kendini meydana getiren manalar yönünde görevini yapmaktadır. Aslında onların, seninle benimle bir dertleri yoktur. Sadece yapmaları gerekeni yapmaktadırlar… Nasıl ki, yağmurun sizi ıslatmak gibi bir amacı yoktur, ama, yağmur yağarken açıkta iseniz ıslanırsınız.

Kuran-ı Kerim’de HADİD süresi 22-23 ayetlerde:

“Yeryüzünde veya nefislerinizde size isabet eden bir olay, bizim onu yaratmamızdan evvel, mutlaka bir kitapda yazılmıştır

Kaynak : netkeyfim.com



“İslamda Burçlar, İslamda Astroloji, İslama Göre Burçlar” için 1 Yorum

  1. arrad says :

    Gaybı Allah’tan başka kimse bilemez.” (Neml Sûresi, Ayet: 65)

    “Ey iman edenler! şarap, kumar, putlar, fal (yıldızname/astroloji dahil) ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durun ki felaha erişesiniz” (Maide Suresi, Ayet: 90).

    “Peygamber size ne emretti ise onu alın (O un dediği ile amel edin). Size neyi yasak etti ise ondan sakının.” (Haşr Sûresi, Âyet: 7)

    “Rabbinizden size indirilene uyun. O’nu bırakıp başka dostlara (batıla, yıldızname gibi bidat’a) uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.” (Araf Suresi, Ayet: 3)

    “Bilinsin ki; insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.(hayırlı niyet & amel edene Allah’tan hayır vesile olur, şer ve bidat eden yıldızlar dahil hiçbirşey fayda sağlamaz)” (Necm Suresi, Ayet: 39)

    “Bir toplum, kendilerinde olanı değiştirmedikçe Allah, o topluma verdiğini değiştirmez.” (Ra’d Suresi, Ayet 11)

    “Peygamberimiz Hz. Muhammed (sas) şöyle söylemiştir: Kuşun ötmesinden, uçmasından uğursuzluk kabul etmek, ufak taşlar (nohut, bakla, fasulye, iskanbil kağıdı, kahve telvesi vs.) ile fal açmak, kum üzerine hatlar çizmek, bunlardan (ve yıldızlardan) geleceğe dair hükümler çıkarmak SÎHİR ve KEHANET nevindendir” (Riyazüs-Salihin, c. 3, Hadis No: 1702.)

    “Rasülullah (s.a.v) buyurdular ki: “Kim, Allah’ın zikrettiğinin gayrisi için yıldızlar ilminden bir bab iktibas ederse sihirden bir şube iktibas etmiş olur. Müneccim kâhindir; kâhinde sihirbazdır, sihirbaz da kâfirdir.” (İbn Abbas)

    “ Muhammed (sas) der ki: Kim yıldızlarla ilgili bir ilim iktibas etmişse sihirden bir şube iktibas etmiş demektir. (Yıldız ilmi) arttıkça (sihir ilmi de) artar.” (Ebu Davud)

    “Peygamber Muhammed (sas): Göklerde ve yerde gaybı Allah’dan başka bilen yoktur, kahin ve falcıya (yani gaipten haber veren kişiye) inanan kimsenin 40 gün namazı kabul olmaz”, ona inanan kişi, bana indirileni (kitap ve vahyi, İslam’ı) inkar etmiş olur” buyurmuştur. Bu itibarla yıldızname ve benzeri fal kitaplarına itibar edilmesi ve bu tür şeylere inanılması caiz değildir.” (Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı 27 Ocak 1987, K6214-9/93)

    Kütübüs-sitte cilt 1,syf.181 deki hadisin mealinde İbraz ibn Sariye (r.a) dediki:

    “Bir gün Rasulullah(s.a.v.)bize namaz kıldırdı,sonra yüzünü cemaate çevirerek çok beliğ çok manidar bir vaazda bulundu öyleki; dinleyenlerin gözleri yaşla kalpleri heyecanla doldu,cematten biri: Ey Allah’ın rasulü sanki bu bir veda konuşmasıdır,bize ne tavsiye ediyorsunuz dedi? Buyurdularki: ”Size,Allah’a karşı takvada bulunmanızı, başınızda bir Habeşli köle olsa bile emrini dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Zira sizden hayatta kalanlar benden sonra nice ihtilaflar (bidatlar) görecekler. Öyle ise size sünnetimi ve hidayet üzere olan Hulefai Raşidinin sünnetini hatırlatırım, bunlara uyun ve Kuran’a dört elle sımsıkı sarılın. Sonradan çıkarılan şeylere (bidata) karşıda son derece dikkatli ve uyanık olun. Zira(sünnette bulunana zıt olarak) her yeni çıkarılan şey bid’attir, her bid’atte dalalettir(sapıklıktır)” (Tirmizi ve Ebu Davut)

    Yıldızname ve her türlü fal haramdır, Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

    “Falcının, büyücünün söylediklerine inanan, Kur’an-ı kerime inanmamış olur.” (Taberani)

    “Fal baktıran, falcıya inanmasa bile, kırk gün namazı kabul olmaz.” (Müslim)

    “Büyü yapan ve yaptıran ve bunlara inanan bizden değildir buyuruldu”. (Bezzar)

    “Cin ile tanışan falcılar, (Yıldızname)ye bakıp, sorulan her şeye cevap verenler böyledir. Bunlara ve büyücülere gidip, söylediklerine, yaptıklarına inanmak, bazen doğru çıksa bile, Allah’tan başkasının her şeyi bildiğine ve her dilediğini yapacağına inanmak olup, küfürdür.” (Hadika)

    “Uğursuzluğa inanan, kâhinlik yapan, kâhine giden (yıldızname dahil), büyü yapan ve yaptıran ve bunlara inanan bizden değildir, Kur’an-ı kerime inanmamış olur”. (Buhari & Muslim)

    “Cinci tarikatçıya inanmak, insanı cinden kurtardığına inanarak, ona ücret vermek caiz değildir. Büyü çözene de para vermek caiz değildir.” (İbni Ebi Zeyd)

    “Bir kimse, ben çalınanları, kaybolanları bilirim dese, diyen de, buna inanan da kâfir olur. “Bana cin haber veriyor, onun için biliyorum” derse, yine kâfir olur. Çünkü cin de gaybı bilmez. Gaybı yalnız Allah bilir” (Birgivi Vasiyetnamesi)

    “Büyü; ilme, fenne uymayan (yıldızname dahil), gizli sebepler kullanarak, garip işler yapmayı sağlayan ilimdir. Büyü öğrenmek de, öğretmek de haramdır. Müslümanları zarardan korumak için öğrenmek de haramdır.” (İbni Âbidin)

    “Büyü yapmak, küfre en yakın olan, en kötü haramdır.” (İmam-ı Rabbani)

    “Müslüman büyü yapmaz. Allah saklasın, imanı gittikten sonra büyü tesir eder.” (Hadis-i Şerif, c.3, m.41)

    “Hayırlı iş yapmak için de haram işlemek caiz değildir.” (Hadika)

    “Büyü yapmak (gayba ait yıldıznameye inanmak) büyük günahtır.” (İmam-ı Nevevi)

    “Gaibden haber vermek maksadı ile yıldız ilmi ile uğraşan kimse, büyücü gibi günaha girer.” (İbni Mace)

    “Fal bakmak, yazı ve çizgi (yıldızname) ile haber vermek, puta tapmak gibidir.” (Ebu Davud)

    “Bir şeyin, bir günün veya bir yerin uğursuz sanılması, Yahudilikte vardır. Hıristiyanlıkta da, 13 rakamının uğursuzluk getirdiğine inanılır. Dinimizde ise, bir şeyi uğursuzluğa yormak yoktur. Fakat, (Şu iş veya şu ev bana uğursuz geldi) gibi sözleri söylemekte mahzur yoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: Müslümanlıkta uğursuzluk yoktur. (Yıldızların uğur/uğursuzluk getirmesi ve yıldızname yoktur)” (Mektubat-ı Rabbani 3/41)

    “Dinimizde uğursuz gün olmadığı gibi, uğursuzluk diye bir şey yoktur (bunlara inanmak şeytandandır”. (İmam-ı Gazali)

    “Resulullah (sas), gördüğü şeyleri hayra yorar, hiçbir şeyi uğursuz saymazdı”. (İ. Ahmed)

    “Uğursuzluk düşüncesinin (yıldızlar dahil), kendisini, ihtiyacı olan bir işi yapmaktan alıkoyan kimse, Allah’a şirk koşmuş sayılır.” (İ. Ahmed)

    “Bir şeyi (yıldızlar dahil) uğursuz sayan, ona itibar etmesin ve işinden geri kalmasın!” (Taberani)

    “Helake sürükleyen yedi şeyden biri büyüdür (yıldızname dahil).” (Buhari)

    “Büyücüye (yıldızname dahil) inanan kimse, Cennete giremez.” (İ.Hibban)

    “Falcıya fal (yıldızname dahil) baktıran, onun sözüne inanmasa bile, kırk gün kıldığı namaz kabul olmaz.” (Müslim)

    Her âlim, Cennetlik demek değildir. Onlardan da Cehenneme giden olacaktır. Kur’anda, bunlar bahsedilmiştir. Bakınız 62ci Sure Cuma, Ayet 5’e, bakınız 7ci Sure Araf, Ayet 176’ya.

    Kötü âlimler hakkında hadis-i şeriflerden bazıları da şöyledir:

    “Âlimlerin iyisi, insanların en iyisi, kötüsü de, insanların en kötüsüdür.” (Bezzar)

    “Yazıklar olsun kötü âlimlere ki, ilmi ticarete alet ederler.” (Hakim)

    “Amelsiz âlim, mum gibidir, kendini yakar, insanları aydınlatır.” (Bezzar)

    “Ümmetim, kötü âlimler, cahil abidler yüzünden helak olur.” (Darimi)

    “Kıyamette en şiddetli azap, ilmi kendine fayda vermeyen âlime olur.” (Beyheki)

    “İlmini, insanlara öğretmeyen âlime, kıyamette ateşten yular bağlanır.” (Tirmizi)

    “Kıyamette bir din adamı Cehenneme atılır. Tanıdıkları ona, “Sen dünyada dinin emirlerini bildirirdin. Niçin bu azaba düştün?” derler. O da, “İnsanlara, günahtır, yapmayın” der, kendim yapardım. “Yapın” dediklerimi de yapmazdım. Bunun cezasını çekiyorum” der.” (Buhari)

    “Öyle bir zaman gelir ki, âlimler fitne (bidatlar icat eder örneğin yıldızname) unsuru olur.” (Ebu Nuaym)

    Demek ki âlimlerin iyisi de, kötüsü de oluyor.

    “İnsanların kötüsü, kötü âlimlerdir. Bunlar, din, iman hırsızlarıdır. Kur’an-ı kerimde mealen, (Onlar kendilerini Müslüman sanıyor. Onlar son derece yalancıdır, şeytan onlara musallat olmuştur. Allahü teâlâyı hatırlamaz ve ismini ağızlarına almazlar, şeytana uymuşlar, şeytan olmuşlardır. Biliniz ki, şeytana uyanlar ziyan etti, ebedi saadeti bırakıp, sonsuz azaba atıldı) buyuruluyor.” (İmam-ı Rabbani)

    “Tâbi’inden olan büyük âlimleri, onların yolunu, kurdukları mezhepleri beğenmeyip, dört mezhepten farklı kitap yazıp, (Biz bir mezhebe göre değil, İslam’a göre yazıyoruz) diyen cahiller, kendilerinin büyük âlim olduklarını söylüyorlar. Halbuki hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Âlimim diyen cahildir.)” (Taberani)

    “Bid’at ehli bu sapıklar, kâfirlerden daha zararlı olur. En büyük kâfirlerden biri Deccal olduğu halde, hadis-i şerifte, (Sizin için Deccal’den daha çok, sapık önderlerden korkuyorum) buyuruldu.” (İ.Ahmed)

    Anlaşıldığı gibi Yıldızname/Astroloji/Burçlar/Zodyak hurafedir.. Her burçta doğan aynı karaktere sahip olsa, bütün dünyadaki insanlar burç sayısı kadar yani 12 karakterli olurlar. Aynı burçta doğan iki kişiden biri âlim, diğeri zalim, biri sert, öteki yumuşak olabilir. İnsanların karakterlerini burçlar tayin etmez. Halk arasında, Yıldızname/Astroloji/Zodyak (burçlar kuşağı) üzerinde yer alan 12 takımyıldıza “burçlar” adı veriliyor. Yıldızname, gökyüzünde güneş ve başlıca gezegenlerin yolu üzerinde bulunduğu tasarlanan hayali bir kuşaktan ibarettir. Burçlar kuşağı olarak da söylenir.
    Güneşin burçlara karşı olan durumunun değişmesi yüzünden, bugün burçlardan hiçbiri kendi adıyla anılan bölgede bulunmamaktadır ve zamanla değişmektedir. Bu yüzden 20. yüzyılda Güneş, 1 Ocak’ta Oğlak burcunda olmayıp Yay burcundadır. Ayrıca biri Türkiye’de ve diğer örneğin Japon’ya da aynı tarihte doğan iki insan aynı tarihte doğmasına rağmen farklı kuşaklara denk gelir, ama buna rağmen yıldızname mantığına (mantıksızlığına) göre aynı kuşaktan adlandırılır, ve tamamen saçmalıktır, batıldır. Bu nedenle de burçlarda doğanların belli bir karakter sahibi olduğu söylenemez, bilime de sığmaz, akıl dışıdır, İslam açısından da kullanılması haram’dır yasaklanmıştır, günahtır.

    Cehalet, örf-adet ,gelenek-görenek, menfi propaganda, çıkar hesapları, kişisel zaaflar, inanç zayıflığı, insanların saf (temiz) inançlarını istismar, dini yanlış anlatma-anlama veya yanlış yorumlama gibi bir çok sebebler hurafe ve batıl anlayışların ortaya çıkmasına ve yayılmasına neden olan faktörlerdir, yıldızname de bunun bir örneğidir.

    “Ey iman edenler! şarap, kumar, putlar, fal (yıldızname/astroloji dahil) ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durun ki felaha erişesiniz” (Maide Suresi, Ayet: 90).

    “Rasülullah (s.a.v) buyurdular ki: “Kim, Allah’ın zikrettiğinin gayrisi için yıldızlar ilminden bir bab iktibas ederse sihirden bir şube iktibas etmiş olur. Müneccim kâhindir; kâhinde sihirbazdır, sihirbaz da kâfirdir.” (İbn Abbas)

    “Peygamber size ne emretti ise onu alın (O un dediği ile amel edin). Size neyi yasak etti ise ondan sakının.” (Haşr Sûresi,Âyet: 7)

    “Gaybı Allah’tan başka kimse bilemez.” (Neml Sûresi, Ayet: 65)

Bir Cevap Yazın