Hastalıklara ‘bal’ gibi tedavi!, 25 yıldır ‘bal’ üzerinde çalı…
Hastalıklara 'bal' gibi tedavi!

25 yıldır ‘bal’ üzerinde çalışan biyokimya profesörü Kamaruddin M. Yusoff’un çalışmaları çığır açıyor.

Engin bilgisi, duruÅŸuna ve konuÅŸmasına yansıyordu. Bir saati aÅŸan görüÅŸmemizde 10’a yakın ‘haber flaşı’ vermiÅŸti. Ayrılırken bu orta boylu, kavruk adamın 32 sayfalık öz geçmiÅŸi ‘abartılı’ gelmiyordu artık. Ömrünün yarısını ‘bal’a adamış Prof. Dr. Kamaruddin Bin Mohd Yusoff’tan bahsediyoruz. 25 yıl önce, okuduÄŸu ayetten yola çıkarak giriÅŸtiÄŸi çalışmalar onu alanının zirvesine taşımış. Åžimdi dünyanın en iyi bal uzmanlarından birisi. Balın gizli cevherini çözmekle kalmamış, yayımladığı bilimsel makalelerle tıp alanında kullanımını artırmış. AraÅŸtırmaları genç biyokimyacıları Malezya’ya çekmiÅŸ; Irak’tan Yemen’e, Hindistan’dan Sudan’a kadar dünyanın birçok ülkesinden doktora ve master talebesi olmuÅŸ. Onları balın sırrı üzerine çalışmaya sevk etmiÅŸ.

 Biyokimya profesörü Yusoff’a bal ile yollarının kesiÅŸtiÄŸi ilk günü soruyorum. Derin bir nefes alıp baÅŸlıyor anlatmaya: “1986 yılında genç bir akademisyendim. Malaya Üniversitesi’nde biyokimya dersleri veriyor, laboratuarda araÅŸtırmalar yürütüyordum. ÇoÄŸu akademisyende olduÄŸu gibi halktan kopuktu çalışmalarım. Bir gün eÅŸim güncel hayata dönük, insanlara daha faydalı çalışmalara girmemi tesviye etti. Beni ikna etti bu doÄŸrultuda ama çalışma konusu veremedi. Bir ilham bulabilir miyim diye Kur’an-ı Kerim okumaya koyuldum. Aradığımı cevap Nahl Suresi’nin 68. ve 69. ayetlerinde çıktı. Allah (cc) balı iÅŸaret ederek ‘Onda insanlar için ÅŸifa vardır’ diyordu. O gün defalarca okudum o ayeti. İnsanlığa peÅŸinden gitmeleri için bir sır veriyordu adeta. Bunun üzerinde çalışabileceÄŸimi düÅŸündüm. DerinleÅŸen çalışmalarım imanımı artırdı. 25 yıldır çalışıyorum, ömrümün sonuna kadar da devam edeceÄŸim inÅŸallah.”

Saha araÅŸtırmasıyla baÅŸlamış ise. Bal ile ilgili 400 kitabı, binlerce materyali elden geçirmiÅŸ. Saha taraması sonucunda Çin’den Amerika’ya birçok ülkede bal üzerine çalışmanın yapıldığını fark etmiÅŸ. Ancak o güne kadar hiçbir Müslüman araÅŸtırmacının kutsal kitabında geçen balla ilgili çalışma yapmadığını görmüÅŸ. Azmi ikiye katlanmış. Bal ile ilgili bir makaleye Kur’an’dan referans veren ilk bilim adamı olmuÅŸ: “Gayrimüslim araÅŸtırmacılar bala materyalist açıdan yaklaÅŸmıştı. Kutsal kitaptan referanslar vererek yayımladığım ilk makale büyük ilgi oluÅŸturdu.”

1986’dan bu yana bal üzerine 15 makale, onlarca tebliÄŸ yayımlamış Yusoff Hoca. Bu sebeple Uluslararası Bal Komisyonu’na (IHC) üye yapılır. Çalışmaları sırasında balın kuvvetli bir antibakteriyel olduÄŸunu, farklı medeniyetlerin geçmiÅŸte yara ve yanık tedavilerinde kullandığını fark eder. Balın tıp alanında daha etkin kullanılması gerektiÄŸini savunmaya baÅŸlar ve baÅŸarılı olur. Çalışmaları Malezya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde kullanılır ve hastalara bal tedavisi uygulanan bir birim oluÅŸturulur: “Bir deneyde farklı hastanelerden topladığım bakterileri bal ile buluÅŸturdum. Bal tüm bakterileri yok etti. DoÄŸal balda yüksek oranda hidrojen peroksit bulunuyor. Bu, çok kuvvetli bir antibakteriyel madde.”

Yusoff Hoca, balın antibakteriyel özelliÄŸini insanlar üzerinde kullanan Mısırlı bir doktordan bahsediyor: “Mısırlı bir doktorun çalışmalarını gördüm. Kanser hastalarına hazırladığı bal serumunu damardan veriyor. Balın anti kanserojen özelliÄŸini kullanıyor tedavisinde. Ciddi sonuçlar elde etmiÅŸ.”

 ‘Bal hastaneler’ artıyor

Balın yara ve yanıklara uygulanması durumunda hızla iyileÅŸme saÄŸladığını da söylüyor. Bu konu üzerine çalışırken Hindistanlı bir profesöre ulaÅŸmış. Bir araya gelip çalışmalarını karşılaÅŸtırmış. Birbirinden habersiz yaptıkları çalışmaların örtüÅŸtüÄŸünü görmüÅŸ: “Prof. Dr. M. Subrahmanyam balı tedavi amaçlı kullanan ender doktorlardan biri. Hindistan’daki hastanesinde yaptığı çalışmalarda büyük mesafe katetmiÅŸ. Özellikle cilt yanıkları üzerinde çalışmalar yapmış. Balın ciltteki yara ve yanıkları diÄŸer ilaçlara göre daha kısa zamanda iyileÅŸtirdiÄŸini bilimsel olarak ispatlamış. Hâlihazırda hastanesinde bal tedavisi uyguluyor. Ciddi yanıkları bulunan hastaları içi doÄŸal bal dolu küvetlerde yatırıyor. Kısmi yanıklara da bal sürüp üzerini gümüÅŸle kaplıyor. Ne yazık ki Subrahmanyam’ın bilimsel çalışmaları ile klinik uygulamaları çok yerel kalmış. Modern tıp dünyası bu tür çalışmalara daha fazla deÄŸer vermeli.”

Balın mikrobik rahatsızlıkları, göz rahatsızlıklarını ve sivilceleri de tedavi ettiÄŸini belirtiyor. Peygamber Efendimiz’in (sas) gözleri hastalanan bir sahabeye bal tedavisi uyguladığını hatırlatıyor: “Malezyalılar gözü mikrop kapanlara saf bal sürer. Bu bir gelenektir. Mesela Çinliler sivilcelerine, yüz yanıklarına bal uyguluyor. Ellerinde binlerce yıllık yazılı bal tedavileri var. Dolayısıyla bal tam anlamıyla ÅŸifa kaynağı. Ama bunu öÄŸrenebilmemiz için üzerinde daha kapsamlı ve geniÅŸ çalışmalar yapmamız gerekiyor. Ben balın tedavi edici özelliÄŸinin gelecek yıllarda daha da belirginleÅŸeceÄŸini, tedavi safhasında daha fazla kullanılacağını öngörüyorum.”

Yusoff Hoca bir noktanın altını çiziyor. Malezya’da yakın dönemde baÅŸlayan bal tedavisinin Çin, ABD ve Avrupa ülkeleri ile Mısır gibi bazı OrtadoÄŸu ülkelerinde uzun yıllardan beri uygulandığını söylüyor. Gelenek olarak bilinen bu tedavi uygulamalarını laboratuar ortamında test ederek bilimsel literatüre kazandırmaya çalışıyor: “Modern tıbbın babası sayılan Hipokrat da birçok yazısında balın tedavi unsuru olarak kullanıldığını vurguluyor. Keza büyük âlim İbn-i Sina, El-Kanun fi’t-Tıp adlı eserinde balı tedavilerde kullandığını yazmış. Ben binlerce yıllık geleneksel tıpta yeri olan, Sümerlilerin dahi kullandığı balın modern tıbba girmesi için çalışıyorum. Cilt yanıkları ve yaraları tedavi edici özelliÄŸini gösteren iki makale yazdım. Makaleler kapsamında sunduÄŸum karşılaÅŸtırmalı hasta fotoÄŸrafları balın iyileÅŸtirici özelliÄŸini ortaya koyuyor. Çalışmaları gören bazı tıp doktorları destek verdi. Ama bu yeterli deÄŸil. Bal hâlâ kiÅŸisel bir tedavi unsuru olarak deÄŸerlendiriliyor. Bu yanlış algıyı kırıp bal tedavisini modern tıbba sokmamız lazım.”

Ancak yüzde 20’si saf

Yusoff Hoca, bahsettiÄŸi çalışmaların saf bal üzerinden yapıldığını, bununla birlikte insanların piyasadan aldıkları balın saf olup olmadığını test etmesinin çok güç olduÄŸunu söylüyor. Üzerinde çalıştıkları bir projenin bu büyük sorunu ortadan kaldıracağını söylüyor: “Ondokuzmayıs Üniversitesi Kimya Bölümü ÖÄŸretim Üyesi Prof. Dr. Yunus Bekdemir ile birlikte bir çalışma yürütüyoruz. Saf bal ile katkılı veya sentetik balı ortaya çıkaracak bir sistem geliÅŸtirdik. Bunu halkın kullanabileceÄŸi bir çubuÄŸa çevirmeye çalışıyoruz. Sistemin ana özelliÄŸi saf bal ile saf olmayan balın kimyasal tepkimesi üzerine çalışıyor. Saf ile saf olmayan bal kimyasal müdahaleye farklı tepkiler veriyor.”

Peki herhangi bir alet olmaksızın saf balı tespit etmek mümnün mü? “Var ama sizi yüzde yüz sonuca ulaÅŸtırmaz. DoÄŸal balın akışkanlığı daha azdır. YoÄŸun bir kokusu vardır ve tüketildiÄŸinde boÄŸazda yanma hissi oluÅŸturur. Åžeker katılan bal boÄŸazı yakmaz. Tabii bunun için önce saf balın tadını, kokusunu bilmeniz gerekiyor.”

Bu noktada önemli bir uyarıda bulunuyor Yusoff Hoca. Son 25 yılda 400’den fazla bal türünü incelediÄŸini, bunların ancak yüzde 20’sinin doÄŸal çıktığını anlatıyor. Aynı oranın piyasadaki ballar için de geçerli olduÄŸunu vurguluyor. Hoca, sahte balların sadece geri kalmış ülkelerde deÄŸil, geliÅŸmiÅŸ ülkelerde de kolayca satıldığına dikkat çekiyor: “Yaptığım araÅŸtırmalara göre dünya çapında satılan balın ancak yüzde 20’si saf, doÄŸal. Kalanın büyük kısmı katkılı, bir bölümü de sentetik. Sentetiklerde arı ve bal hiç yok. Ana maddesi fruktoz ÅŸurubu ve ÅŸeker oluyor. Bu ürünler ‘bal’ adı altında satılıyor. 1970’ten bu yana satılan bu ürünün saÄŸlık açısından zararlı olduÄŸunu gösteren araÅŸtırmalar var. Sentetik ballar hayvanlar üzerinde test edildi, kansere yol açtıkları görüldü. Özellikle karaciÄŸer ve kolon kanserine yol açtığına dair çalışmalar var. Sentetik ürünlerin bal adı altında satılması önlenmeli. Uyarılarım Malezya’da ses getirdi. İthal ballar artık kontrol ediliyor. Ama yeterli deÄŸil, küresel çapta yaptırımlar uygulanmalı. Aksi takdirde ÅŸifa kaynağı diye alınan bu ürünler insanları saÄŸlığından ediyor.”

 Prof. Dr. Kamaruddin M. Yusoff, araÅŸtırmalarına dayanarak sahte balların büyük bölümünün Çin’den geldiÄŸini söylüyor. Bir araÅŸtırma grubunun Çin’de saha taraması yapmak istediÄŸini, yetkililerin ekibin bazı noktalara giriÅŸine izin vermediÄŸini aktarıyor: “Çin’de saha araÅŸtırmasına giden bir ekibimize yardımcı olunmadı. Hatta bazı alanlara girmelerine izin verilmedi. Çin’den gelen ballar üzerinde yaptığımız testler Çinlilerin çok az saf bal ürettiÄŸini ortaya koydu. Buna raÄŸmen Çin bugün dünyanın en büyük bal üreticisi.”

 Saf bal Çin’de de çok az

 Türkiye’nin önemli bir bal üreticisi olduÄŸunu, yakın zamanda ABD’yi geride bırakarak üçüncü sıraya yerleÅŸtiÄŸini ve ürünlerinin kaliteli olduÄŸunu anlatıyor: “Türkiye Çin ve Arjantin’in ardından gelen üçüncü büyük üretici. Türk balları yoÄŸunluk ve aroma açısından çok kaliteli. Mesela Anzer balıyla ilgili yazılar gördüm. İleride ben de Anzer balı üzerinde çalışmayı düÅŸünüyorum. Hâlihazırda Türkiye’deki bir üreticinin ballarını sınıflandırmaya çalışıyorum. BeÅŸ çeÅŸit bal üretiyor. Çalışmamız sonunda balların antibakteriyel, antioksidan sınıflandırılmasını öÄŸrenecek. Türkiye’de sahte-katkılı bal oranı dünya genellemelerine göre daha düÅŸük. Ama piyasada sentetik bal da satılıyor.”

Türkiye’nin sahip olduÄŸu kaliteli bal potansiyelini etkili kullanması için bir araÅŸtırma merkezi kurması gerektiÄŸini düÅŸünüyor. Ona göre, bu yolla Türkiye organik üretimini artırıp, içeriÄŸine göre sınıflandırdığı saf ballarıyla dünya piyasasını yönlendirebilir: “Dünyada bal araÅŸtırma merkezi yok. Türkiye’de ciddi kaliteli bal potansiyeli var. Dolayısıyla araÅŸtırma merkezi için en uygun ülke. EÄŸer kurulursa hem üreticilere hem de araÅŸtırmacılara büyük katkı saÄŸlar. Merkez Türkiye’nin dünya bal piyasasını yönetmesine de imkân verir. Büyük bir fırsat. Bunun yanında Türkiye Kur’an’da bahsi geçen zeytin ve incir üretimi açısından da zengin. Söz konusu merkezde balın yanında zeytin ve incir ile ilgili araÅŸtırmalar da yapılır. İmkân bulduÄŸumda zeytin ve zeytinyağını da inceleyeceÄŸim.”

Mesut Çevikalp / Aksiyon Dergisi



Facebook'ta PaylaÅŸ Leave a CommentYorumRSS FeedSubscribe

Yorumlar
Yorum Yazın »
İsminiz
E Posta Adresiniz
Yorumunuz
Uyarı: Konu ile alakasız, küfür ve hakaret içeren yazılarınız onaylanmayacaktır. Hakaretin boyutuna göre, hak sahibi tarafının mahkemeye başvurma hakkı sağladığınızı unutmayın