ÖSYM: Başarısızlar davayı kullanıyor, YGS'de şifre iddiaları sonras
YGS'de şifre iddiaları sonrası sınavın iptal edilmesiyle ilgili açılan davada ÖSYM, savunmasını dün vermişti. ÖSYM'nin mahkemeye verdiği savunmada dikkat çeken ayrıntılar şöyle:
Ölçme, Seçme ve YerleÅŸtirme Merkezi (ÖSYM), YGS ile ilgili Ankara 7. İdare Mahkemesi’ne açılan davanın savunma metninde, ”davanın öncelikle usul yönünden incelenerek YükseköÄŸretim Kurulu (YÖK) BaÅŸkanlığı’nın da davalı konumuna alınması” gerektiÄŸini belirtti.
ÖSYM’nin, YGS’deki ÅŸifre iddiaları üzerine sınavın iptali istemiyle Konyalı bir öÄŸrenci adına Ankara 7. İdare Mahkemesine açılan davaya yönelik yaptığı savunma metninde, davanın öncelikle usul yönünden incelenerek YükseköÄŸretim Kurulu BaÅŸkanlığı’nın (YÖK) da davalı konumuna alınması talep edilerek, YÖK’ün de YGS sınavı ile doÄŸrudan ilgisinin bulunduÄŸu belirtildi.
Davayı açan kiÅŸinin yasal ÅŸart için öngörülen menfaat ihlalini açıkça ortaya koyması gerektiÄŸi, söylenti ve ispatlanmamış bilgi ve iddialara dayalı hiçbir somut delile dayanmayan davanın reddedilmesi gerektiÄŸi belirtildi.
”Sınava katıldığını belirten davacının, hangi menfaatinin ihlal edildiÄŸini ortaya koymadan dava açmasının davanın esasa girilmeksizin reddini gerektirdiÄŸi kanaati taşınmaktadır. Davanın bu yönüyle usule uygun olmadığı düÅŸünülmektedir” denilerek, davanın usul yönünden reddedilmesi talep edildi.
Metinde, ÖSYM’nin yaklaşık 20-25 milyon civarında bir nüfus üzerinde etkisi olan bir kurum olduÄŸu ifade edilerek, kurumun bu etkiyi göz ardı etmeden çalışmalarını en üst düzeyde titizlikle yürüttüÄŸü vurgulandı.
Dava dilekçesinde 2011-YGS’de belli bir ÅŸifre tekniÄŸi kullanılarak özellikle Matematik sorularında doÄŸru cevaplara ulaşılabildiÄŸi ve bunun ÖSYM tarafından kabul edildiÄŸinin iddia edildiÄŸi belirtilerek, sınavda yer alan soruların bir ÅŸifre tekniÄŸi kullanılarak cevap anahtarının oluÅŸturulduÄŸu iddiasının tamamen gerçek dışı olduÄŸu, ortaya çıkan durumun soru kitapçıklarının basılı ile ilgili geliÅŸtirilmiÅŸ olan yazılımın kapalı dönemde kullanılmasından kaynaklandığı kaydedildi.
Bunun hiçbir adaya üstünlük saÄŸlayacak ÅŸekilde dışarıya iletilme ihtimalinin mümkün olmadığı tekrarlanarak, sınav sonuçlarının incelenmesi sonucunda böyle bir durumun da söz konusu olmadığının ortaya çıktığı belirtildi.
Matematik testinde 37 ve üzeri net yapan adaylar arasından 10 bin 500 adayın kitapçıklarının tek tek incelendiÄŸi ve adayların soruları bizzat çözerek cevapladıklarının görüldüÄŸü ifade edilerek, ”Ayrıca bir bilgisayar programı yazılarak sınava giren 1 milyon 692 bin 345 adayın tamamının cevap anahtarı gözden geçirilmiÅŸ ve iddia edildiÄŸi ÅŸekilde en büyük sayının yanındaki cevapları iÅŸaretleyenlere rastlanılmamıştır. 40 sorudan 23 soruda geçerli olduÄŸu iddia edilen bu durumda özellikle diÄŸer sorularda da benzer ÅŸekilde iÅŸaretlemeler yapılıp yapılmadığı incelenmiÅŸ ve iddia edilen düzeneÄŸin kullanıldığına yönelik tek bir bulguya rastlanılmamıştır” denildi.
Davacı tarafından iddia edilen durumun, cevap anahtarının hazırlanışında kullanılan algoritma sisteminin doÄŸal sonucu olduÄŸu ifade edilerek, ”Burada bir art niyet arandığı görülmektedir. Davacının iddia ettiÄŸi gibi bir ÅŸifreleme (bu ifadeyi asla kabul etmediÄŸimizi vurgulayarak) var ise ÅŸifrelemenin farkına varmak için doÄŸru cevapların biliniyor olması gerekmez mi? Sınava giren hangi aday bir ÅŸifreleme tekniÄŸini araÅŸtırabilir?” ifadesi kullanıldı.
”FARKLI KİTAPÇIK” SAVUNMASI
Matematik testinde iddia edildiÄŸinin aksine hiçbir adayın soruyu çözmeden cevapları iÅŸaretleme yoluna gitmediÄŸinin altının çizildiÄŸi metinde, 2011-YGS’ye giren adayların sınav sonuçlarının incelendiÄŸinde uygulanan bu sınavın 2010-YGS’den farklı bir sonuca yol açmadığının ortaya çıktığı belirtildi.
Dava dilekçesindeki ÅŸifreli olduÄŸu iddia edilen Matematik testi ile ilgili olarak adayların genel baÅŸarısının geçen yıl yapılan sınava göre azaldığı dikkat çekilen metinde, ”Bu durumda ‘uzmanların ÅŸifre olsaydı baÅŸarı düÅŸmez yükselirdi’ söyleminin doÄŸru olduÄŸu anlaşılmaktadır” denildi.
Metinde, 2011-YGS Matematik Testi’nde adayların soruları doÄŸru yanıtlama oranlarına da yer verildi. 40 sorunun tamamının doÄŸru bilen aday sayısının geçen yıl 2 bin 141 iken bu yıl bin 805 olduÄŸu kaydedilen metinde, 2011-YGS Matematik Testi’nde 3 bin 261 adayın 39, 4 bin 607 adayın 38, 5 bin 677 adayın 37, 7 bin 58 adayın 36, 8 bin 225 adayın 35 soruyu doÄŸru yanıtladığı bilgisine yer verildi.
Metinde, dava dilekçesinde ÅŸifre ile ilgili iddiaların hiçbir dayanağın olmadığı konuyla ilgili iÅŸlemlerin bilimsel kurallara uyduÄŸu savunuldu.
Dava dilekçesinde soru kitapçıklarının üzerinde adayların fotoÄŸraflarının ve isimlerinin olmasının hangi adaya hangi kitapçığın verileceÄŸinin önceden bilinerek bu ÅŸekilde kopya ihtimalinin güçlendiÄŸi yönünde iddialarda bulunulduÄŸu belirtilerek, bu iddiaların hiçbir dayanağının olmadığı ileri sürüldü.
Metinde, şu savunma yapıldı:
”Merkezimce adayların birbirlerine bakarak veya dışarıdan yardım alarak kopya çekmesini önlemek amacıyla sınavlarda daha çok sayıda farklı kitapçık uygulamasına baÅŸlanmıştır. Daha önce uygulanan sınavlarda oluÅŸturulan kitapçık sayısının sınavın büyüklüÄŸüne baÄŸlı olarak deÄŸiÅŸiklik göstermiÅŸ, örneÄŸin 2010 yılında YGS ve KPSS’de 10 farklı kitapçık kullanılırken daha küçük ölçekli sınavlarda ise iki farklı kitapçık türü kullanılmıştır. Merkezimiz 2010 yılına kadar yapılan uygulamalarda kullandığı farklı kitapçıkları sınavdaki alt testleri oluÅŸturan maddeleri kendi içinde yer deÄŸiÅŸtirerek oluÅŸturmuÅŸtur. Buna raÄŸmen 2010 KPSS Lisans Sınavı’nda olduÄŸu gibi toplu kopya çekildiÄŸi iddialarının önüne geçilememiÅŸtir. Bu nedenle toplu kopya giriÅŸimine teÅŸebbüs edenlerin artmasıyla birlikti özellikle sınav sırasında meydana gelebilecek istismarların da önüne geçebilmek amacıyla her aday için farklı kitapçık oluÅŸturulması gerekliliÄŸi ortaya çıkmıştır.
Kitapçık üzerinde adayın adının ve fotoÄŸrafının yer alması hiçbir ÅŸekilde hangi adaya hangi kitapçığın verileceÄŸinin önceden bilinmesi nedeniyle kopya anlamına gelmemektedir. Bu yıl uygulamaya konulan adaya özgü soru kitapçığıyla geliÅŸtirilen bu sistem kötü niyetli yorumlanarak ortada somut hiçbir veri bulunmadığı halde, ÅŸifre iddiaları ileri sürülmekte ve bu ÅŸekilde toplumun infiale kapılmasına neden olunmaktadır.
Bu ithamlar üzerine çeÅŸitli basın yayın organlarında ve internet sitelerinde yer alan beyanlarla Merkezimizin itibarı sarsılmaya çalışılmaktadır. Ancak bu eylemler baÅŸta bu sınava katılan adaylar olmak üzere tüm toplumun zarar görmesine sebebiyet vermektedir. Merkezimiz internet sitesinde kamuoyuna duyurulan sınav güvenlik tedbirlerinin bir parçası olan ve adaylar arasında hak ve adaleti saÄŸlamak amacıyla modern biliÅŸim teknolojilerinin saÄŸladığı olanaklar kullanılarak gerçekleÅŸtirilen adaya özgü soru kitapçığı uygulamasında ÅŸifre oluÅŸturulduÄŸu ÅŸeklindeki merkezimizi yıpratma ve adaylar arasında sınava yönelik tereddüt oluÅŸturma gayretine yönelik iddiaların hukuken ve bilimsel olarak kabul edilecek bir dayanağının olmadığı açıktır.”
”ADAYLARIN SORU VE CEVAP KAÄžITLARINDA YAPILAN İNCELEMELERDE HİÇBİR KOPYA BELİRTİSİ YA DA ÅžAİBEYE RASTLANMADIÄžI GERÇEĞİ KARÅžISINDA SINAVIN İPTALİ YOLUNA GİDİLMESİNİN 1 MİLYON 700 BİN ÖÄžRENCİ VE MİLYONLARCA AİLE BİREYİNİN MADDİ VE MANEVİ YIPRANMASINDAN ÖTEYE GİTMEYECEĞİ AÇIKTIR”
Ölçme Seçme ve YerleÅŸtirme Merkezi (ÖSYM), Ankara 7. İdare Mahkemesi’ne açılan dava ile ilgili yaptığı savunmada, ”adayların soru ve cevap kağıtlarında yapılan incelemelerde hiçbir kopya ya da ÅŸaibeye rastlanmadığı gerçeÄŸi karşısında sınavın iptali yoluna gidilmesinin 1 milyon 700 bin öÄŸrenci ile milyonlarca aile bireyinin maddi ve manevi yıpranmasından öteye gitmeyeceÄŸini” belirtti.
Savunmada, ”Sınavın iptalinin istenmesinde ne bir hukuki gerekçe, ne bir haklı gerekçe ne de kamu yararı bulunmaktadır” denildi.
Savunma metninde, davacı tarafın dilekçesinde yer alan iddialarla ilgili açıklamalarda bulunularak, görüÅŸlere yer verildi. ”Her sınav kitapçığında soru yerlerinin deÄŸiÅŸtirilmesinin eÅŸitlik ilkesine aykırı olduÄŸu” yönündeki eleÅŸtiriler, ÖSYM’nin savunmasında ÅŸöyle yanıtlandı:
”Sınavlarda kopya sayısını azaltmak amacıyla kitapçıklar oluÅŸturulurken madde sıralamasının deÄŸiÅŸtirilmesinin yanında maddelerin seçeneklerinin yer deÄŸiÅŸtirmesinin, hatta madde içeriÄŸinde verilen birbirinden bağımsız bilgilerin sıralamasının yer deÄŸiÅŸtirmesinin, her bir sınav için oluÅŸturulabilecek kitapçık sayısını artıracağı açıktır. Merkezimiz bu konuda bir inceleme yapma gereÄŸi duymuÅŸ ve böyle bir uygulamaya geçmenin olası sonuçlarını görebilmek için kitapçıklar oluÅŸturulurken uygulanacak metodun geliÅŸtirilmesinde yol göstermek üzere Merkezimiz tarafından bir ön çalışma ve deneme sınavı yapılmıştır. Deneme sınavına giren öÄŸrencilerin verdikleri cevaplara dayanılarak maddelerin kitapçıkta bulunduÄŸu yere veya seçeneklerin sırasında yapılan deÄŸiÅŸikliklere baÄŸlı olarak öÄŸrencilerin cevapladıkları kitapçık türüne göre bir maddeyi doÄŸru cevaplandırma olasılıklarının farklılaşıp farklılaÅŸmadığı incelenmiÅŸtir.
Merkezimizin yaptığı sınavlarda soruların kolaydan zora doÄŸru sıralanması öteden beri mümkün olmamıştır. Bunun da iki sebebi bulunmaktadır. Sınavlarda farklı kitapçık türleri kullanıldığı ve kitapçıklar oluÅŸturulurken soruların yerleri deÄŸiÅŸtirildiÄŸi için ilk kitapçıkta kolaydan zora ilkesine uyulmaya çalışılmış olsa bile, diÄŸer kitapçıklarda buna uyulması mümkün deÄŸildir. ÖrneÄŸin 2010-YGS’de 10 farklı kitapçık oluÅŸturulmuÅŸtur. A kitapçığı oluÅŸturulurken, dikkate edilmeye çalışılan kolaydan zora ilkesi soru sayıları deÄŸiÅŸtiÄŸi için diÄŸer kitapçıklarda uygulanamamıştır. Bunu ülkemizde ölçme ve deÄŸerlendirme alanında çalışan uzmanların bilmemesi düÅŸünülemez. Yapılan analizler A kitapçığında da soruların kolaydan zora doÄŸru sıralanamadığını göstermektedir. BilindiÄŸi gibi hazırlanan sorulan ön denemesi yapılmadan öÄŸrencilere sorulmaktadır, dolayısıyla soruların sıralaması da konu alanı uzmanlarının görüÅŸleri doÄŸrultusunda yapılmaktadır.”
Savunma metninde Ankara Üniversitesi EÄŸitim Bilimleri Fakültesi Ölçme ve DeÄŸerlendirme Bölümü uzmanlarının YGS ile ilgili hazırladığı rapor eleÅŸtirilerek, ”Soruların kitapçık içinde zorluk derecelerine göre sıralanması gerektiÄŸini iddia etmek ölçme ve deÄŸerlendirme alanındaki geliÅŸmelerin ve uluslararası uygulamaların yeterince takip edilmediÄŸini ve konu hakkında yeterli bilgiye sahip olunmadığını gösterir” denildi.
KAPALI DÖNEM
Savunma metninde ÅŸunlar kaydedildi:
”2011-YGS’deki ÅŸifre iddiaları ile ilgili olarak Ankara Cumhuriyet BaÅŸsavcılığı’nın YGS soru kitapçıkları üzerinde, adayların cevap kağıtları ve yaptıkları doÄŸru sayıları üzerinde, ÖSYM ve matbaada fiilen bilirkiÅŸiler eliyle yaptıkları çok boyutlu incelemesini tamamladığını ve sınavın iptalini gerektirecek herhangi bir olumsuzluÄŸun tespit edilmediÄŸinin açıklamasının ardından Merkezimiz 2011-YGS sonuçlarını açıklamıştır.
Söz konusu inceleme sonucunda düzenlenen rapor ile ilgili açıklamada herhangi bir kopya çekme iÅŸleminin gerçekleÅŸmediÄŸi, matbaadaki bilgisayarların incelenmesinden de dışarıya bir bilgi akışı olduÄŸuna yönelik güvenlik açığının tespit edilmediÄŸi, yazılımın METEKSAN firmasınca hazırlandığı ve yanıt sistemine uygulandığı belirtilmiÅŸtir.”
Metinde, soru kitapçıklarının basıldığı dönemin ”kapalı dönem” olarak nitelendirildiÄŸi belirtilerek, bu konuda detaylı bilgilere yer verildi. Metinde, bu dönemin bir günden bir aya kadar sürebilen soru kitapçıkları dahil olmak üzere tüm sınav evrakının paketlendiÄŸi anlatılarak, sınav iÅŸlerini yüklenen firmanın hazırladığı bir bina içinde gerçekleÅŸtirildiÄŸi kaydedildi. Bina içinde dünya ile iletiÅŸimi saÄŸlamaya yönelik kablolu veya kablosuz her türlü iletiÅŸim aracının susturulması için gerekli olan sinyal karıştırıcılarının aktif olduÄŸu, içeriden dışarıya hiçbir ÅŸekilde iletiÅŸimin kurulamayacağına iliÅŸkin arama ve taramaların, kapalı dönemin baÅŸlamasından önce MİT ve Emniyet MüdürlüÄŸü tarafından yapıldığı ifade edildi.
Tüm görevlilerin güvenlik önlemlerinden geçirilerek matbaa içinde alındıkları ve böylece kapalı dönemin baÅŸladığının belirtildiÄŸi savunma metinde, matbaanın tek giriÅŸ kapısının önünde 7/24 esasına göre 2 polisin, 1 ÖSYM görevlisinin, 1 akademisyenin kapalı dönem bitene kadar nöbet tuttukları ve her türlü olayı rapor ettikleri kaydedildi. Kapalı dönem süresince tek yetkilinin ÖSYM BaÅŸkanı olduÄŸu vurgulandı.
KIZLARIN TEK BİR OKULDA SINAVA GİRMESİ
Savunma metninde kamuoyunda tartışmalara yol açan kız adayların tek bir okulda sınava girmesi uygulamasına da deÄŸinilerek, ”Bu konuyla ilgili yapılan basın duyurusunda, uygulamanın tamamen elektronik ortamda bilgisayar otomasyon programı tarafından yapılan bir iÅŸlem olduÄŸu, önceki yıllarda da aynı uygulamanın gerçekleÅŸtirdiÄŸi belirtilerek adayların tümünün tercihe ettikleri sınav merkezlerinde öncelikle öÄŸrenim durumuna ve cinsiyetlerine göre deÄŸerlendirilerek, kapasite fazlası adayların kapasitesi dolmamış sınav merkezlerine atandığı, bu durumdu kız adayların ilk tercihlerine atanmalarında daha avantajlı oldukları ifade edilmiÅŸ ve bu uygulamanın basında yer alan iddiaların aksine hiçbir adaya avantaj saÄŸlamasının söz konusu olmadığı belirtilmiÅŸtir” denildi.
Metinde, ÅŸunlar kaydedildi:
”Adayların soru ve cevap kağıtlarında yapılan incelemelerde hiçbir kopya belirtisi ya da ÅŸaibeye rastlanmadığı gerçeÄŸi karşısında sınavın iptali yoluna gidilmesinin 1 milyon 700 bin öÄŸrenci ve milyonlarca aile bireyinin maddi ve manevi yıpranmasından öteye gitmeyeceÄŸi açıktır. Kopyayı imkansız hale getiren, sınavda yerine baÅŸkasını sokma ihtimalini ortadan kaldıran adaylar arasında hiçbir üstünlüÄŸe yol açmayan ve bilimsel açıdan yerindeliÄŸi test edilerek uygulanan bir sınavın iptalinin istenmesinde ne bir hukuki gerekçe, ne bir haklı gerekçe, ne de kamu yararı bulunmaktadır. Dolayısıyla yapılan iÅŸlemlerde hukuka ve sınavla ilgili düzenlemelere aykırılık bulunmadığından merkezimizin hizmet kusurunun oluÅŸtuÄŸundan söz edilmesi yerinde deÄŸildir. Sınav sonuçlarının açıklanmış olduÄŸu da düÅŸünüldüÄŸünde davanın artık art niyetli kiÅŸilerce ve baÅŸarısız kiÅŸilerce destekleneceÄŸi ve kullanılacağı açıktır. Hiçbir aday lehine veya aleyhine bir uygulamanın hukuki delillerle sabit olmadığı göz önünde bulundurulduÄŸunda aksi yönde verilecek bir iptal kararının hukuka aykırı olacağından kuÅŸku bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle davacı tarafça sadece popülarist argümanlara dayalı olarak açılan hukuki mesnetten yoksun davanın reddi gerekmektedir.”
Savunma metnin sonuç kısmında, davanın öncelikle usul yönünden incelenerek, YÖK BaÅŸkanlığı’nın da davalı konumuna alınmasına; davanın diÄŸer usul hükümlerine aykırı olması nedeniyle öncelikle usul yönünden reddine, ayrıca esas yönünden incelenerek baÅŸta yürütmeyi durdurma talebi olmak üzere davanın reddedilmesine karar verilmesi istendi.